14 Kasım 2011 Pazartesi

Vergi denetiminde kronik sancı

Vergi denetiminde kronik sancı

Maliye Bakanlığı'nı, özellikle vergi alanını uzun yıllardır izliyorum. Farklı genel müdürlüklerde veya denetim birimlerinde çok sayıda arkadaşım da var. Hemen her gün bir elektronik posta alıyorum.
Bakanlığın iç dinamikleri açısından ciddi yorumlar dinliyorum. Aralarında "adaletsizlik" hissine kapılan da var "isyan" noktasına gelen de...
Mesele, "vergi denetiminin ortak çatı" altında toplanması. Nitekim yeni oluşturulan "Vergi Denetim Kurulu" hâlâ tartışılıyor.
Ki bu noktada benim de eleştiri ve önerilerim söz konusu...

Yalnız, şimdi eğri oturup doğru konuşma zamanı.
Dünün yanlışlarından ders çıkarma, yarına ilişkin kaygıları giderme zamanı.
Önce düne dönelim... Maliye müfettişi, hesap uzmanı, gelirler kontrolörleri... Birbirinden değerli bürokratlar. Ve onlara eklenen vergi denetmenleri.
Düne kadar müfettişler, hesap uzmanları ile çekişirdi. Gelirler kontrolörlerini pek kaale almazlardı. Ne zaman ki "denetim birimleri birleştirilmeli" iradesi oluştu, o anda "Müfettişlerle hesap uzmanları zoraki kurul yapısında buluşmaya razı oldu." Nasılsa onlar doğrudan bakana bağlı merkezi denetim elemanları statüsünde kalacaktı.
Eh, gelirler kontrolörleri de Gelir İdaresi Başkanı'nın emrinde, kendilerine verilen işlerde çalışabilirlerdi. Vergi denetmenleri de kalibre yetersizliği ile taşrada konuşlanmalıydı.
Çatı işi ciddiye binince bu kez "müfettiş, uzman ve kontrolör" bir araya gelmeyi kabullendi. Denetmenler ise kapıdan döndürüldü.
Çünkü o yapı dahi hem gücü hem de denetim pastasının dağılımındaki etkinliği sürdürülebilir kılıyordu. Yani, bakanlığın üst yönetimine hakim olmayı ve piyasada yeminli mali müşavirlik gücünü kontrol altında tutmayı.
İçeriyi marke etme, dışarıya mesaj gönderme zihniyeti bugün de canlı. Ama durum biraz değişti. Vergi inceleme ve denetim rolü, kurul ayrımı olmaksızın "Vergi müfettişliği" sıfatında birleşiverdi.

Şimdi sancılı geçiş dönemindeyiz. Bu dönemin yönetimi, maliyenin geleceğini belirleyecek. Lakin reforma sahip çıkmak kadar aksayan yönlerini de görmek gerek.

Kuşkusuz; kurumları, gelenekler hatta usta-çırak ilişkisi ile şekillenen kültürü yönetir.
Bu zincirin olumlu yönleri kadar riskleri de söz konusudur. Örneğin, sağlam kurumsal hafıza ve yönetim kalitesi getirdiği gibi tek tip adam yetiştirme ve kurumsal taassup da getirebilir.
Üstelik, bu seçkin camiaya adım atanlar, bürokratik ikbalini gözeterek, beklentilere göre pozisyon almaya zorlanabilir.
Bugüne dönecek olursak, şunları söyleyebiliriz:

Vergi denetiminde tek çatı modelinden geri adım atılmamalıdır.
Türkiye'nin nitelikli üniversitelerinden derece ile mezun olup Maliye Bakanlığı'na giren kariyerli insanlar, bir gecede tenzili rütbeye uğrama psikolojisinden kurtarılmalıdır.
Maddi tatmin düzeyi artırılmalı, bilgi açığı olan eski denetmenler meslek içi eğitime tabi tutulmalıdır.
Vergi hasılatı sınırlı ancak mükellef sayısı yüksek görünen küçük ölçekli işletmelerin denetimine, vergi müfettişlerinin sayıca büyük oranı tahsis edilmemeli, az adamla yapılabilen denetim teknikleri uygulanmalıdır.
Denetimde uzmanlık gerektiren işlere ağırlık verilmesi yerinde olmakla birlikte bu işin yapılış biçimi kimse için imtiyaza dönüştürülmemelidir.
"Uzlaşma" müessesesi şeffaflaştırılmalıdır. "Mükellef mahremiyeti" bahanesine fazlaca sığınılmadan, bu gri alana neşter vurulmalıdır.
Milli Emlak denetmenleri ile muhasebat kontrolörlerinin haklı itirazları ve yeni oluşturulan kadronun yetersizliği dikkate alınmalıdır.


Sözün özü...
Tüm bu yazdıklarımızın takıntılı bir grubun iddia ettiği gibi "kurul düşmanlığı" ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Vatandaş, sade vergi mevzuatı, uygulamada yeknesaklık ve istikrar istemekte, "eğitici vergi denetimi" beklemektedir.
alıntı

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/muderrisoglu/2011/11/14/vergi-denetiminde-kronik-sanci

3 Mayıs 2011 Salı

denetim

Hükümet, hızlı karar alıp uygulayabilecek yeni bir bakanlık modeline geçiyor. Bu kapsamda Ekonomi Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kurulacak, yetki dağılımı değişecek
03 Mayıs 2011 / 08:31
Haber Resmi

Hükümet, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dün onayladığı yetki yasası kapsamında kanun hükmünde kararname ile bakanlıkları birleştirmek ve idareyi yeniden düzenlemek için ilk adımı attı. Çok güçlü bir Ticaret Bakanlığı kuruluyor. Sanayi Bakanlığı bünyesindeki 4 önemli genel müdürlük Ticaret Bakanlığı'na bağlanacak. Gümrükler de müsteşarlık olarak Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösterecek. Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlanması öngörülüyor. Sanayi Bakanlığı bünyesinde yar alan İç Ticaret Genel Müdürlüğü, Esnaf Sanatkârlar Genel Müdürlüğü, Tüketici ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü Ticaret Bakanlığı'na devredilecek. Bu genel müdürlüklerin denetimine tabi olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu da (TESK) otomatik olarak Ticaret Bakanlığı'na bağlanacak.

SOSYAL YARDIM BAKANLIĞI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da yenileniyor. SÇHEK, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın Sosyal Yardım Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor.

Maliye de değişecek

Maliye Bakanlığı bünyesindeki vergi inceleme birimlerinin birleştirilmesi çalışmaları da hızlandırılıyor. Bu kapsamda, Bakanlığın, merkez de görev yapan Maliye Teftiş Kurulu, Hesap Uzmanları Kurulu ve Gelirler Kontrolörleri ile taşrada görev yapan vergi denetmenleri aynı çatı altında birleştirilecek.

Bayındırlık kapatılıyor

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile birlikte Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) bağlı olduğu devlet bakanlığı kapatılıyor. Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'ın da bu yapılandırma öncesi odalarını toplamaya başladığı belirtiliyor. Bayındırlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü Ulaştırma Bakanlığı'na devredilmişti. Öte yandan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın görevi de Ekonomi Bakanlığı altında tanımlanacak.

Sabah

30 Nisan 2011 Cumartesi

İncelemelerden kurtulmak için fırsat!

Kamuoyunda af yasası diye bilinen 6111 sayılı Torba Yasası malumunuz üzerine 25.02.2011 tarihinde hayatımıza girmiş olup uzatma olmadığında 2 Mayıs 2011 tarihinde sona erecektir.Bugünlerde kanunun yürürlülük süresinin uzayacağı yönünde basında yoğun bir kanı mevcut olmasına rağmen her ihtimale karşı kamu borçlularının ve mükelleflerin biran önce gerekli yerlere başvurmalarında fayda bulunmaktadır.

Kamuoyunun, bu yasanın daha çok borçların yapılandırılması ile ilgili kısmıyla ilgilendiğini yine basında yeralan haberlerden izlemekteyiz. Ancak basında yeterli düzeyde yerbulamayan ve bu yasanın en önemli ayaklarından bir tanesini oluşturan diğer bir husus ise matrah artırımıdır. Bu kısma girmeden önce vergi incelemesi nedir onu tanımlamakta fayda bulunmaktadır. Vergi incelemesi; kısaca tarh edilmesi ve ödenmesi gereken verginin doğru olup olmadığı yönünde Vergi idaresinin mükelleflerin defter ve belgeleri üzerinde yapmış olduğu araştırmadır. İnceleme neticesinde eksik tarhiyatın yapıldığı yönünde bir tespitin olması durumunda mükelleflerden vergi aslı, vergi aslının bir katı tutarında olan vergi ziyaı cezası ve vadesinden tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi aranmakta; bu da mükellefleri maddi anlamda çok büyük sıkıntılar içine sokmaktadır. Bu incelemeler neticesinde Türk Ceza Kanun’unun suç saydığı fiillerin mevcut olması durumunda ayrıca ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmaktadır. Vergi incelemeleri cari dönem dahil geçmişe yönelik olarak 5 yılı kapsamaktadır. Yani 2011 yılında mükellefin 2006-2007-2008-2009-2010 ve 2011 yıllarına ilişkin hesapları vergi idareleri tarafından herzaman incelenebilir. Herhangi bir dönemde vergi incelemesine tabi tutulmuş mükellefler de tekrar incelenebilir. Halihazırda defter ve belgeleri incelemede olan esnaflarımızın ve incelenmesi ihtimal dahilinde olan tüm esnaflarımızın zordurumda kalmamaları veyahut yarın inceleme esnasında biz bu yasayı niye kaçırdık dememeleri için mutlaka 2 Mayıs’a kadar hem Gelir Vergisi ( şirketler için Kurumlar Vergisi) hem de KDV yönünden mutlaka matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir. Sadece Gelir vergisi yada KDV için matrah artırımında bulunulması mükellefleri incelemeden kurtarmamaktadır. Maddi yönden sıkıntı yaşayanların bilmesi gereken bir husus da vergi incelemelerinden kurtulmak için matrah artırımının olması yeterli olup bu vergiler için ödenme şartı aranılmamaktadır.

Anılan yasaya göre sadece sahte belge düzenleyenler ile defter ve belgeleri yok edenler matrah artırımından yararlanamayacaktır. Ancak sahte belge düzenleme fiili; vergi incelemesi raporuna dayanması gerektiğinden dolayı bu hüküm de dayanıksız kalmaktadır. Bu nedenle tüm mükellefler (sahte belge düzenleyenler dahil) matrah artırımında bulunabileceklerdir. Matrah artırımında bulunan mükelleflerin defter ve belgeleri incelenemeyeceğinden dolayı işledikleri fiilller (sahte belge düzenleme gibi) tespit edilemeyecek ve bu kişiler de hem vergi incelemelerinden hemde diğer suçlardan kurtulabileceklerdir.

Ramazan TAŞKIN

Vergi Denetmeni

alıntı

http://www.adanailkhaber.com/haber/914-ekonomi-incelemelerden-kurtulmak-icin-firsat.html



28 Şubat 2011 Pazartesi

VERGİ REFORMUNU ENGELLEYENLER KİM?

-Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının güçlendirilmesi ve vergi denetiminin tek çatı altında birleştirilmesi yönünde birçok girişim yapılmasına karşın; reformun yapılmasını elbirliği içinde engelleyenlerin aşılamadığı, güçlerinin kırılamadığı görülmektedir.

Oysaki;

-Türk Vergi Sistemi’nde aksine hüküm b...ulunmadıkça, beyan esası geçerlidir. Yani, günümüzde vergilerin önemli bir bölümünü mükelleflerin beyanı ve vergi idaresinin denetimi esasına dayanmaktadır. Kayıt dışı ekonominin önemli bölümü kayıt altına alınabilse, bütçemiz fazla bile verecektir. Böylece, toplanan vergiler yüksek faizle devlete borç verenlere değil, verilen hizmetlerle topluma geri dönecektir.

-Birçok meslek mensubunun, iş adamının, tüccarın, irat sahiplerinin, kurumların asgari ücretli kadar gelir beyan etmediği ve vergi ödemediği bir ortam kamu vicdanını yaraladığı gibi, huzursuzlukların artmasına, sosyal barışın bozulmasına yol açar.

-Toplanması gereken gelir ve kurumlar vergisi toplanmayınca, dolaylı vergilere (ÖTV, KDV) yüklenilmek zorunda kalınmıştır. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerinin içindeki payı Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama %30-35 arasında iken; ülkemizde uzun yıllardır dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 70 civarında seyretmiştir. Bu durumda düşük, sabit ve dar gelirliler en çok etkilenen kesimi oluştururken, girdi maliyetlerini artırdığından üretimi olumsuz etkilemiş ve nihayetinde kayıt dışılığı da beslemiştir.

-Vergi denetim sisteminde ve gelir idaresinde gerçek manada bir reformun yapılmasıyla, vergi denetiminden beklenen verim artacak olup, vergi kayıp ve kaçağının asgari düzeye indirilmesi, vergide adalet ilkesinin uygulanması mümkün hale gelecektir.

Tüm bunların nedeni;

-Birçok kurumda imtiyazlı grupların hakimiyeti kırılmış iken, Maliye Bakanlığı’ndaki bürokratik oligarşinin ve uzantılarının yok edilememesidir. Böylece vergi denetiminin güçlendirilmesi, çağdışı kast sisteminin kırılması, gerçek liyakat sisteminin getirilmesi mümkün olmamıştır.

-Vergi denetiminin ticarileşmesinden beslenenler, oluşturulan ortak ranttan pay alanlar nedeniyle az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alacak modern bir vergi sistemi kurulamamıştır. Neredeyse her yıl vergi reformu adı altında düzenlemeler yapılmasına karşın, ne güçlü bir gelir idaresi ne de adaletli vergi sistemi oluşturulabilmiştir.

Unutulmaması gerekir ki;

-Ödediği vergi ile yaşam standardı birbirini tutmayan insanların yoğun olduğu ülkelerde adalet olmaz, huzur bulunmaz.

-Bir avuç insanın mutluluğu değil, 73 milyon ülke insanımızın geleceği önemlidir.

Vergi denetimi kan kaybediyor!

-Vergi incelemelerinin yüzde 90’ını yapan vergi denetim gücünün yüzde 80’ini oluşturan Vergi Denetmenleri; sadece denetim elemanı sayısı artırılırken dikkate alınmış, buna karşılık yıllardır kangren haline gelmiş sorunlarının hiç biri çözülmemiştir. Bir yandan yüzlerce yeni eleman alınırken, diğer yandan yüzlerce meslektaşımız kurumdan kaçmıştır, kaçmaya devam etmektedir.

Peki! Kim bu gerçek manada vergi reformunu engelleyenler, direnenler? Kaç kişi? Hangi menfaat grupları? Ya da işbirlikçi uzantıları mı? Sahi kimler?

Son söz

Sayın Başbakanımız, ilk olarak 2005 yılında söylediğiniz, son olarak da Mart 2011 tarihinde bitireceğinizi belirttiğiniz vergi denetim birimlerinin birleştirileceği yönündeki reformun artık gerçekleştirilmesini bekliyoruz.

VERGİ DENETMENLERİ DERNEĞİ

14 Ocak 2011 Cuma

akif,öz,vergi,

"Farkında mısın?"

Bize ait cümleler kurmaktan,
Ne kadar da aciz kaldık son günlerde,
Bırak,seni seviyorum demeyi,
Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize,
Tükenen,tükenen sevgimiz mi,
Yoksa,yoksa dilimiz mi varmıyor ?
Ne sen bana iyi misin,diyorsun,
Ne ben sana bir günaydın.
Bıçak açmıyor ağzımızı,farkında mısın ?

Yavan kelimelere başvurmamız sebepsiz değil,
Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi,
Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak,
Eskiden,daha zili çalmadan açardın kapıyı,
Kokunu ta aşağılardan duydum,derdin,
Özledim derdim,
Kısar gözlerini ya sen,ya sen,dedin,
Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde,
Of,off.
Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum,
Romatizmalarım da öyle arttı ki üstelik,
Adeta kar yağıyor sol omzuma,
Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum,
Ya cevap vermezsen,
Ya git kendin al dersen,
Korkuyorum işte,sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.
Dün ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan,
İlk defa çayı dün,soğuk ve şekersiz içtim,
Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana,
Adım ürkütüyor seni,
Sen ayrı odadan kalkıyorsun,
Ben ta uçtaki odadan
Bir suçlu gibi öne eğip başımızı
Öylece geçiyoruz birbirimizin yanından,
Bir tabloyu oluşturan iki unsur gibiyiz,
Senin vurdumduymazlığını,
Benim aksiliğim tamanlıyor,
Yok,yok bu böyle olmayacak,
Ya sen aç kıza telefon, ya ben,
Bu böyle olmayacak,
İstersen oğlanları sen ara,seni onlar daha bir severler,
Kısaca,kısaca ya ben gideceğim,ya sen,
Belki de bir zaman ayrı kalırsak,
Kim bilir,belki de özleriz birbirimizi,
Bugünleri hiç düşünmeden;
O hoyrat,o pervasız harcadığımız
Aşkımıza nasıl muhtacım nasıl,bilemezsin,
Olsun bi müddet yemeği dışarıda yerim,
İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim,
Parmağıma ip bağlarım falan,
Ya da istersen ben gideyim, gideyim de nereye ?
Of,off,
Galiba yaşlanmamalı insan,
Yoksa,yoksa suç erkek olmakta mı?
Ne yaparım bi başıma ben,
Yok,yok sen git kıza istersen.
Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm,
Sanma ki fark etmedim,
Sanki ikimizin son dönemi,
Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,
Gem vuramazsak da alışkanlıklarımıza,
Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş önemi,
Bir ara gözüm takıldı,saçlarına karışmış aklara,
Benim ise kış çoktan oturmuştu şu çökük şakaklara,
Hatırlar mısın?
İlk yemeğe çıktığımız günü?
Nasıl da elim ayağıma dolaşmıştı hani,
Hatırlar mısın?
Bu berbat halime bimecal kalırcasına güldüğünü,
Şimdi ise bak,yüreğimiz bimecal,
Dağbaşı yalnızlıklarına mahküm ettik birbirimizi,
Ne zaman biter bu suskunluğumuz,bilmem,
Ya, bir ölüm anı çığlılığıyla,,
Sahi,sahi ben ölürsem ağlar mısın?
Bana,bana hiç sorma,
Düşünmek bile acıtıyor içimi,
Cam kesiği ağrılara gark oluyorum,
Hem benim bildiğim galiba,
Galiba ‘önce erkekler ölür”,
O zaman da sen kalacaksın yapayalnız,
Ne yapar ne edersin bu koca şehirde?
Kim getirir her sabah o çok sevdiğin fırın ekmeğini,
Kim sular bahçeyi,
Kim budar yediverenleri
Ve kim bırakır,
Sen daha uyanmadan yastığına en güzel gülleri?
Zor değil mi?
Yaşamın en zor tarafı işte,
Kolay değil alışkanlıklardan bir an için vazgeçmek,
Zaten,zaten benim tek alışkanlığım da sensin,
Yok,yok senden vazgeçemem,
Zaten benim bildiğim; ”ilk erkekler özür diler”,
Daha bir yakışıyor gibi seni seviyorum demek erkeğe,
Yok,yok bu sabah kalkınca,
İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden
Ve kırılganlığı bir yana atıp,
Seni seviyorum demeliyim,
Seni seviyorum,
Seni seviyorum,
Günaydın,günaydın,
Günaydın birtanem.

(ikbal gürpınar)
05 Kasım

akif öz



Biliyorum, hiç beklemiyordun bu daveti. Birden geliverdi değil mi? Ansızın vurdu şakağına; saçaktan düşen buzdan kılıçlar gibi. Şaşırdın. Huzurunun göbeğine irice bir taş savruldu; halka halka titremede gönlünün düştüğü göl şimdi. Neşesi kaçtı vaktin; sevinçlerini pervane ettiğin mumlar titredi, bitti. Akrep ve yelkovanın ayakları dolandı; beklediğin “az sonra”lar havada asılı kaldı. Hüznün ölü kelebekleri kıpırdadı, sızılandı. Aşinâlığın tadı bozuldu; acının ketum, kekre sütunları devrildi göğsüne. Başını yasladığın uzun saatler, uzanıp uyuduğun bitmez günler vaadlerini yerine getiremeyeceklerini söylediler; yüzleri yerde, mahçup. Oyala(n)dığın ağaç gölgeleri çekildi üzerinden. Avunduğun/avuttuğun haz perdeleri parelendi. Gözlerini ıslatamadan giden yağmurlar elindeki şemsiyeyi uçurdu. Konforunu bozmamak için parmak uçlarına basa basa odana giren, kalbini kanatmadan usulca gidiveren uzak acılar yakana dolandı şimdi.

“Daha dün konuşmuştuk ama...” diyorsun. “Ama nasıl olur!”lar çekip çekiştiriyor iki yakanı.
“Hiç beklenmedik bir ölüm!” “Vakitsiz” “Erken!” “Sürpriz!”


İşine ara vereceksin bugün... Kocaman bir pürüz olup çıkıverdim karşına. Hızını kestim hayatının. Üzerine saldım kaygılarını. Köşe bucak kaçtığın korkulara sobelettim seni. Ölümle arana koyduğun duvarı yıktım.

“Ölüm bize de yaklaşırmış/yakışırmış” dedin. “Ölmesi kanıksanmış, ölünesi bir yaştayız artık.”

“Rahmetli...” sıfatını ismimin üzerine yumuşak bir şal gibi atıvereceksin.

İki yakasında da eksiğim İstanbul’un.

Vapurların hiçbiri beklemiyor beni iskelede. Ben öldüm diye şeritleri eksilmedi otoyolların.

Hayret! Ben öldüm bu defa... Şimdiye kadar hep başkalarıydı ölen.

Gitsen de bir gitmesen de bir, bir cenaze olacak cami avlularından birinde...

Seni bilmem ama ben bu cenazeye mutlaka gitmeliyim. Ayıp olur, çok ayıp... Davetlilerin yüzüne bakamam sonra. Dediği gibi şairin, bir musallâlık saltanatım bu benim. Başroldeyim. Toprağa konulacak adam rolü benim. Ardından ağlanılacak adamı ben oynayacağım. Hiç itirazsız karanlığa uzanmak bana düştü bu defa. Üzerine toprak atılan adamı... Unutulmuşluklar altında yüzü erimeye bırakılan adamı... Hüzünlerin münasebetsiz müsebbibi olacak adamı... Ayakkabısı kendisini beklerken bağları çözülecek adamı.... Elbiseleri evden çıkarılacak adamı... Ben oynayacağım.

Yatağı soğuk kalacak adamı... Akşam eve dönmeyecek adamı... Kapıyı çalması beklenmeyecek adamı... Sofrada yeri olmayacak adamı... Adı telefon rehberinden silinecek adamı... Şehrin dudaklarından yarım ağız çıkmış bir hece gibi önemsizleşecek adamı.... Ben oynayacağım. Sevinçlerin ortasına en fazla bir hıçkırık gibi sokulsa bile hatıraların eşiğinden yüz geri edilecek adamı... Resmine bakıp bakıp da ağlanacak (yoksa ağlanılmayacak mı?) adamı... “Adı neydi... Hani..!” diye yokluğu kanıksanacak adamı... Soluk bir resimde mahzun bir tebessümün ardında aşklarını saklayan, susturan adamı... Ben oynuyorum bugün...

Sahnedeyim.

Beklerim.

En öndeki olmalısın ayakta duranların. En dik duranı.

İşte davetiyen:

Canını çok seven, her günün sabahında burada sonsuzca yaşayacağına yeniden kanan,

her lezzetin tükenişinde ölümün yanına uğradığını unutan,

her hazzın zirvesinde yakasındaki ölümlü etiketini isteyerek düşüren,

her yaz sıcağında içi dünyaya iyiden iyiye ısınan,

doğduğu yılın rakamının büyüklüğünün kendisini kabirden uzak tuttuğunu sanarak avunan,

kalbinin her atışında ölümlerden döndüğünün farkında olmayan,

damarlarının bir köşesinde ansızın geliverecek pıhtılardan yapılmış veda haberleri saklayan,

ayrılıkların çatlaklarından giren hüzünleri ölümün nefesi gibi yudumlayan,

sevenlerinin gözlerinin ışığına sığınarak ısınan,

unutulmayı, yok sayılmayı en ürkütücü uçurum bilen,

güzelliğini aynaların kırıklarında arayan,

toprağa girmeye üşenen,

uzun süredir aramızda yaşayan dostumuz, arkadaşımız, sırdaşımız, kardeşimiz, babamız, evladımız, şimdilik unutmayacağımızı umduğumuz, bir süre unutmaktan utanacağımız, sonra unutacağımız, en sonunda unuttuğumuzu da unutacağımız senai demirci


doğduğu gün yakalandığı fanilik hastalığından, uzun süredir yatalak olmasına yol açan “her nefis ölümü tadacaktır!” yarasından, ömür boyu sancısını çektiği amansız yaşama rahatsızlığından kurtulup aramızdan ayrıl[maya ayarlan]mıştır.

Cenazesi -umulur ki- en uzak zamanda, sızılarının köşe başlarında kılınan cenaze namazını takiben kaldırılacak, gözünden (belki gönlünden) uzak bir yerde unutuluş toprağına gömülecektir...


Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

2/11/2008

ben seninim


BeN SeNiNiM..DuDaKLaRıMDaKi EN BüYüK DuaM

BeN SeNiNiM..DuDaKLaRıMDaKi EN BüYüK DuaM
§¤§İ§Ñ§Ş§å§â §à§ä Ross Kirton (80 §æ§à§ä§à - 5.11Mb)

Dokun bana / gözlerinde ölsün ölüm…
Sar beni / yüreğinde büyüsün gülüm…
Seni tanıdığımdan beri hiçbir zaman
yolumu / yüzümü senden başka bir adrese çevirmedim.
Adından başka hiçbir cümleye yataklık etmedim ben.
Evet kabul ediyorum suskunluğa meyil etmiş yollarım oldu
ama asla senden vazgeçmedim.
§¶§à§ä§à§Ô§â§Ñ§æ §ª§Ó§Ñ§ß §¤§à§â§è§Ö§Ó (37 §æ§à§ä§à - 6.04Mb)
Bir miktar umut bir dirhem mutluluktu istediğim..
Ve mavi bilyelerimi gözlerinden Cennete yuvarlamak
bezden bir bebeği senin kollarında görme arzusu…
Sonra ıslak saçlarını ellerimi bir tarak misali kabul edip delice taramak…
Sonra gözlerinden savrulmuş en sıcak gözyaşlarını gırtlağında yakalayabilmek..
Seni " sona " hazırlamak değil yeni bir umuda koşturmak…
Cebinde sakladığın kaybedilişleri reddetmek seni bende yaşatarak..
Siyah'a olan sevişlerini sana unutturup
sana adın genişliğine denk gelen yedi rengi ispat etmek gözlerimde…
§¶§à§ä§à§Ô§â§Ñ§æ §ª§Ó§Ñ§ß §¤§à§â§è§Ö§Ó (37 §æ§à§ä§à - 6.04Mb)
Hatırlıyorum da " sana inat gitmeyeceğim " dediğin günleri…
Ben de suskunluğumun yamalı haliyle haykırıyorum ki
" seni çok seviyorum "
…Nerde bilirsen bil beni..
Kimin yanında kimin yamasına yüreğimi yama yaptığımı düşünsen de ...
Ben bir sana verdiğim bir dua'nın kavgasındayım….
Bilsen de bilmesen de….
§¶§à§ä§à§Ô§â§Ñ§æ §ª§Ó§Ñ§ß §¤§à§â§è§Ö§Ó (37 §æ§à§ä§à - 6.04Mb)

Kapattım tüm kilitleri üzerime…
Tek sen varsın tutunduğum..
Tek sen mevcutsun bu yürekte…
İster beni suskunluğun safında son görevimi yapmakta bil..
İster dua'ya durmuş yüreğimi
Elif/imize kavuşmaya gittiğimi düşün…
Bilsen de bilmesen de…
Ben seninim dudaklarımdaki en büyük duam….
alıntı
Фотограф Misha Janette (54 фото - 4.83Mb)

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

31/7/2008

Türkü gözlüm



Kar yagiyor türkü gözlüm
Kar yagiyor buralara.
Uzun hava agit gibi,
Dökülüyor bulvarlara.
Sen de gittin buralardan,
Böyle bir karli havada.
Okul bittikten sonra 95'in yilbasinda,
Gelmis özlemistin beni,
Sarilmistin hiçkirikla,
Kar yagarken dilek tutmus,
Kar yemistin avucumda.
Nasil gittin türkü gözlüm,
Mahzun kaldim buralarda.
Gülüslerimiz geliyor,
Agliyorum buralarda.

Sen bir ögretmensin simdi,
657 devlet memuru.
Kit kanaat geçinirsin,
Seni bekledigim gibi,
Beklersin ay sonunu.

Belki de evlisin simdi,
Bunca yil geçti aradan.
Sen beni unuttun belli,
Türkü gözlüm çik hatrimdan.

Oralara da kar yagar mi,
Günes çikar mi ardindan?
Saçaklardan su damlar mi,
Su girer mi papucundan?

Yokluk kötü türkü gözlüm,
Yoklugun çikmaz aklimdan.
Varlik güzel türkü gözlüm,
Varligin yitti yanimdan.

Okulun bittigi yil tayinin çikti doguya.
Belki yazarsin diye,
Bir kalem almistim sana.
O kalemle mektup yazmis
O kalemle aglamistin
Ama o son mektubunda
Sen ne kadar degismistin
Sözlerinde degismisti
Degistigin belliydi ki
Kaleminde degismisti.

Ah benim türkü gözlüm
Ne oldu birden sana ?
And içmistik gündüz gece
And içmistik kopmamaya.
Haci Bayram'da dua ettik
Ayirmasin Allah diye...
Bir fakire para verdik,
Belki dua eder diye...

Fakir mi dua etmedi,
Sen mi yalanci çiktin
O fakiri göremedim,
Gelmedi namaz vakti.
Çok oturdum musallada,
Her tabutta kendim vardim,
Dua ettim ardim sira...

Simdi en arabesk duygularla
Dudagimda o türkü,
Yürüyorum bulvarlarda...
Ellerim üsürken hep
Ellerin gelir aklima.
Yüregim agliyor simdi,
Yaniyorum buralarda...
Kar yagarken hazin hazin,
Ölüyorum türkü gözlüm,
Ölüyorum buralarda..

Bedirhan Gökçe
Yorum (1) Kalıcı Bağlantı

31/7/2008

ankara

Bedirhan Gökçe -


Ali Uluraspa'nın Ankara şiiri. Şiirin hikayesinden kısaca bahsedeyim ki daha anlamlı olsun.

Ali Uluraspa 28-29 yaşlarındayken Ebru Çelik isminde 16-17 yaşlarında sarı şaçlı yeşil gözlü gecekondu bir evde yaşayan bir kıza aşık olmuş ve uzun süre cesaret edemediği için kıza birşey söyleyememiş. Bir gün kız durakta otobüs beklerken kıza zar zor da olsa karşılık alma ümdiyle aşkını söylemiş. Kız olumsuz cevap vermiş ve tam da o esnada akşam ezanı okunmaya başlamış ( şiirde üzerine vurgu yapıldığı için ezandan özellikle bahsediyorum ). Ali Uluraspa yıkılmış tabii ve bu şiiri yazmış o kız için.


Ankara

Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine!
Astın suratımı,resmileştirdin beni
Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
İçimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
Kızılay'da yürüyemeden elele ayrıldığım
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.

Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın,herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm,titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydılığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim ankara
Ama bir ebruli akşamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kırçiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna,ben çıkmaz sokak
Ankara!

Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
Şairlerin soluk nefesli kitaplarından
Şarkılar,şarkılar düzecektim ona
Ve ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
İkimizinde paylaşak birşeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen ankara,ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip zeynep'e
"Evleniyormuş" diyecekti

Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
Çankaya'dan bir rüzgar esti.
Kıskandın ya bizi! Helal olsun sana
Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu

Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tam da şifresini hayatın
Korkma ankara,korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizide kurtaracak
Hiç ummadığın birgünde
Şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara


Ali Uluraspa


Bedirhan Gökçe
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

30/7/2008

GENÇLİĞE HİTABE


GENÇLİĞE HİTABE

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!"
şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre...
Birincisi iki buçuk asır...
Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...İkincisi üç asır...
Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet..
Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında
"belhümadal - hayvandan aşağı"
dediği cücetaklitçilere ve batı dünyasına esaret...
Ya dördüncüsü ?... Son yarım asır!..
İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,
madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında
ebedi helake mahkumiyet...
İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören...
Bunları,yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık,
çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür
diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi...
Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni
bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle
bütün "dikey"leri "ya tay" hale getirecek bir çığlık kopararak
"mukaddes emaneti ne yaptınız?"
diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin,
kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan,
meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır"
düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan
ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye "Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar
sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.!
Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla,
kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan
daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta
başı boş bırakılamazsın!" diyecek...
Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini
kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça
serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...
Kökü ezelde ve dalıi ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine,
diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan
ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa
çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı,
Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı
adamında bulduğunu sandığı şeyi,
o mübarek oluş sırrını,her sistem ve mez hebe ortada
ne kadar illet varsa devasının
ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,
İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna,
İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan
fert fert "ben varım!" cevabını verici,
her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!"
fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi
cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule,
stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta,
ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin;
ve gerçek kahramanlık madeniyle sahtesini ayırdetmekte
kuyumcu ustası bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü,
yalancı ders kitabı,dema gog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı,takma diş fabrikası,
fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,
temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek
bütün cemiyet müesseselerinden
aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek,
kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar
nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı
içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa,
gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini
beğenmeyecek, onlara "siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş
marka müslümanlarısınız !
Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden
hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek
müslümanlığın "na sıl" ını ve "ne idüğü" nü
her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,
hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle
manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak,
ve O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak
tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur
farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir genç lik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.
Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime
ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve
zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında,
uykusuz,su suz, ekmeksiz,başımı secdeye mıhlayıp bir ömür
Allaha hamd etme makamındayım.
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur:
Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken,
Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da
gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!
Allahın selâmı üzerine oIsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

Necip Fazıl KISAKÜREK












































































Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

28/7/2008

hoş geldin




Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım

Hz.Mevlana Celaleddin Rumi
Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun…
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik…
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta…
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM…..

Nazım Hikmet






Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

6/7/2008

ne yapmalı



Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

2/7/2008

mona Roza

Karakutu Yazılar: Mona Roza bulundu! Sadece Karakutu açıklıyor!
Tarih: 08.01.2007 Saat: 00:53 Gönderen: karakutu



Karakutu.com “Mona Roza” efsanesini tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkardı. 50 yıldan beri dillerde dolaşan “Mona Roza” şiirinin yazıldığı Muazzez Akkaya, meraklıları için bir sırdı. Geçtiğimiz günlerde Ahmet Hakan tarafından Muazzez Akkaya’nın hayatta olduğuna dair kaleme alınan yazı, edebiyat camiasında tartışma konusu olmuştu. Karakutu.com editörleri ise “Mona Roza” efsanesine ilişkin gerçek bilgilere ulaşarak tartışmalara son noktayı koydu. Elimizdeki bu belgeleri, hiçbir yorum yapmadan, kaynaklardaki metinlerin de aslını değiştirmeden okurlarımızla paylaşıyoruz.

Aslı astarı olmayan, hakkında pek çok hikâye uydurulan ve hatta intihar ettiği rivayet edilen Muazzez Akkaya kimdir?


Muazzez Akkaya
Fakülte Numarası: 278



Orta okul mezunu memurlardan Hamid Akkaya ile Fitnat Hanım’ın kızıdır. 1930’da Geyve’de doğdu. 1949’da Kandilli Kız Lisesi’ni “Pekiyi” derecede bitirdi. S.B.F.’nden mezuniyetini müteakıb, Maliye Bakanlığı stajyer Memurluğuna tayin edilerek Devlet hizmetine girdi. Nisan 1955’te Karayolları Genel Müdirliği, Ağustos 1955’te tekrar Maliye Bakanlığı, Mart 1957’de Devlet Su İşleri Gn. Müdirliği Teşkilatlarında Memurluklara girdi. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesi’nde fark sınavı verip sertifika aldığından, Ocak 1960’da Maliye Bakanlığı Hazine Avukat stajyerliğine, sonra Avukatlığına getirildi. Eylül 1964’de Eşi Orhan Giray’ın Tel-Aviv Mali Müşavirliğine nakli üzerine memuriyetten ayrılıp Tel-Aviv’e gitdi. 1967’de yine eşiyle birlikte Yurd’a dönüp avukatlığa başladı. Halen (Mart 1970) Ankara Barosu’na kayıldı avukatlık yapmaktadır. 7 Kasım 1958 Cuma günü S.B.O. 1944 yılı (2602 Sıra Numaralı) mezunlarından Orhan Giray ile evlendi; 9.6.1959 doğumlu Ayşegül Giray, 24.3.1961 doğumlu Ela Meral Giray adlarında 2 kızı ile 4.4.1967 doğumlu İhsan adında 1 oğlu vardır (1970). İngilizce bilmektedir.



Mülkiye hayatına aid bir hatırasını şöyle kaleme almıştır: “Fakülte’ye, daha doğrusu Mülkiye Mektebi’ne ilk yatılı kız talebe olarak girme şansı bana isabet etmişdi. Fakat o zamana kadar böyle bir ihtimal vuku bulmadığından S.B.O. müdiri Fethi Çelikbaş: “Mekteb yatakhanesinde kız talebenin yatması için müsaid yer olmadığını, ancak istediğim takdirde sadece talebeye verilen yıllık palto hakkından istifade edebileceğimi, bu takdirde de mecburi hizmet mükellefiyetine tabi tutulacağımı” beyan ettiler. Tabi kabul etmedim. Altı ay sonra Mekteb Fakülte oldu ve ben de diğer talebeyle birlikde burs almağa başladım.

Birinci Sınıfta kız talebe olarak sadece iki kişi idik. Bütün Fakülte’deki kız talebelerin sayısı sekiz idi. İkimiz de o zamana kadar erkek talebeyle bir arada okumamış olduğumuz için gaayet sıkılgandık. Bu durum Anayasa Profesörümüz Bülend Nuri Esen’in gözünden kaçmamış olacak ki, Sınıfda bir münazara tertiblemeğe karar verdi ve ikimizi karşılıklı guruplara dahil etdi. Münazara günü geldiğinde, sadece kendi sınıf arkadaşlarımız önünde konuşmamıza rağmen o kadar heyecanlanmışdık ki sonradan Hocamızın da tasvir ettiği şekilde, sapır sapır titremişdik. Ben konuşmamı yaparken sadece Hoca’ya dönerek konuşuyordum. Hocamın: “Sınıfa dönerek konuşmam” hususundaki ihtarı üzerine Sınıfa döndüğümde bütün arkadaşların bize dön şeklindeki kol işaretlerini görünce yeniden Hocaya dönüp anlatmağa başladım. Bu münazara sıkılganlığımızı atmamızda ilk adım oldu. Üçüncü Sınıfda iken Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Hukuk Fakültesi Kız Talebeleri arasında tertiblediğimiz münazara sebebiyle, Hukuk Fakültesinin hıncahınç dolu salonunda konuşurken, eski sıkılganlığımın onda birini hissetmediğimi söyleyebilirim.”


***

Mona Roza’nın şairi Sezai Karakoç kimdir?

Sezai Karakoç
Fakülte Numarası: 412



Yasin Karakoç ile Emine Hanım’ın oğludur. 1933’te Ergani’de doğdu. 1950’de Gaazi Anteb Lisesi’ni bitirdi. S.B.F’nden mezuniyetini müteakıb, 30.11.1955’te Maliye Bakanlığı stajyer memurluğuna tayin edilerek Devlet hizmetine girdi. 11.1.1956’da, açılan sınavı kazanıp, Maliye Müfettiş Muavinliğine atandı. 3.2.1959’da Gelirler Kontrolörlüğü’ne nakledildi. 1.7.1960’da silah altına alındı; 30.12.1961’de yedek teğmen rütbesiyle terhis edildi ve Gelirler Kontrolörlüğüne döndü. 21.6.1965’te görevinden ve memuriyetten istifaen ayrıldı. Tamamen yazarlık ile uğraşmaya başladı. Bir süre Yeni İstanbul Gazetesi’nde fıkra yazarlığı yapdı. 1955’de “Şiir Sanatı”, 1961’de “Diriliş” adlarında 2 dergi çıkardı. Her ikisi de ikişer sayı çıktıktan sonra kapandı. 1966’da “Diriliş Dergisi”ni yeniden yayınlamaya başladı. Bundan sonraki durumuna dair yapılan bütün araştırma ve soruşturmalardan olumlu bir sonuç alınamadı. Elde edilen bir posta kutusu adresine gönderilen 5 mektuba da cevap vermek nezaketini ve izanını göstermedi.

Prof. Mehmed Kaplan, hakkında şunları yazmışdır: “O’nu umumi bir ideoloji veya temayüle bağlamak istersek; Dindar ve muhafazakar zümreye sokabiliriz. Karakoç, Cumhuriyet Devri’nde birbiriyle çatışan (sağ-sol) iki asli temayül’ün ikisinden de ayrı, kendisine has bir yol tutmuştur.”

Cemal Süreya: “Karakoç, Hayber’i (kalesini) yer altı sularıyle kuşatmak istiyor. Bunu yaparken Kale’nin etrafındaki hendeğin sularından da yararlanıyor.”

Ece Ayhan: “Sezai’de bir düş kamerasıyle çekilmiş izlenimi veren imajlar daha başat’dır.”

Rasim Özdenören: “..O, şiirimizde yeni bir mistisizm’in habercisi olarak geliyor.”
demektedirler.


***

Bir diğer kaynakta ise “Mona Roza” şiiri ve Sezai Karakoç hakkında şu ifadeler geçmektedir.

“Çaylardan gözümüzü açamıyoruz. Millet eğlencede. Günler – Geceler, Konserler gırla gidiyor. Nejat yine bir şiir gecesi tertipledi. Biz şiirden anlayanların geleceğini sanmıştık. Yanılmışız. Mona Roza bilmecesi çözülür gibi oldu ama, adamlarda zevk yok ki gürültüye boğdular.

Kalemini eline alan birşeyler yazmaya başladı. Şahane muharrir – şairlerle doldu gitti! Ahmet Çimen korse hikayesini tamamlamış. Daha dün anlatıyordu. Azizim, diyordu, “Hikayemin en hoş yeri korsesine – pardon sütyenine – adamın titreyen ellerini dokundurduğu andı. Kadının “yapma”diye utangaçlık göstermesinde bir ilahiyet vardır. Ben o satırları nı okuyunca ölüyorum vallahi; evlenmek istiyormuş, kız arıyormuş. Hasan Basri forsunu kaybetti. Güya arkadaşları kendisine oyun oynamışlarmış. Alp bir ukalalaştı, bir ukalalaştı görme. Hürmeti, nezaketi unutmuş. Burs alıyor da ondan. Aşıkmış. Olur ya, sinek nereye desen konar. Sezai nihayet beklendiği halde bir türlü yapamadığı garip seyahatini geçen gün adeti üzerine aniden yaptı. Sabahleyin kendisiyle konuşmuştum. Akşama tiyatro için sözleşmiştik. Öğleden sonra uçmuş. Öğrendik ki iki ay gelmeyecekmiş. Üç gün sonra bir de baktık ki karşımızda.

Sümer Kalaç bu sene bir alem. Esaretten kurtulmuş olacak ki ara mektebe gelmez oldu. Gelince de arka sıralarda oturuyor. Yıldız, Şükran falan erkek arkadaşlarından korkuyorlarmış. Üçten Muazzez, Şükran biraz açıldılar. Gönül Davran yine kendi aleminde. Hukuktan biriyle evlenecekmiş. İnşallah. Öbür Suzan Figaro Enstütisüne devam ediyormuş, vücut güzelliği müsabakasına girip kazanacağım diyormuş.”

* * *
Muazzez Akkaya ile Sezai Karakoç aynı karede!


Ve işte en meşhur Akrostiş Şiir "Mona Roza"

* * *
MONA ROZA
Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller



Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar


Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...


Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi


Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar


Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların


Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona


Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları


Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni


Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza


Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı


Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak


Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten


Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller


Sezai Karakoç

* * *

Yazıdaki imla yanlışları aslına sadık kalınarak düzeltilmemiştir.

Yayınladığımız belgelerin her hakkı saklıdır. Karakutu.com kaynağı gösterilmeden aktif link verilmeden alıntı yapılamaz.
Katkılarından dolayı değerli üyemiz fadim’e teşekkür ederiz.

www.karakutu.com












Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

vergi denetimi bağımsız olmalı



Vergi denetimi bağımsız olmalı
Mahfi Eğilmez
12/02/2008 (1165 kişi okudu)
Bugünlerde sızan bazı haberler; MaliyeTeftiş Kurulu'nun, Hesap Uzmanları Kurulu'nun ve Gelirler KontrolörleriKurulu'nun kaldırılacağı ve bunların Gelir İdaresi Başkanı'na bağlıolarak vergi denetçisi adı altında bir kurulda toplanacağı, vergidenetmenlerinin ise eskiden olduğu gibi illerde vergi dairesibaşkanlarına bağlı olarak çalışmaya devam edeceği yönünde hazırlıklaryapıldığını ortaya koyuyor. Geçmişte başından kötü vergi denetimideneyimi geçmiş olanlar "Oh olsun" diyorlardır eminim. Vergiyle başıdertte olan birçok kişi de bu yeni düzenin daha kaotik bir yapıyaratacağını ve vergi denetiminin zayıflayacağını, dolayısıyla daha azinceleneceğini umarak yeni düzenlemeye destek veriyor olabilir.
Türkiye'yi yönetenler ve onlara programlarıyla destek veren IMFve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, bir yandan Türkiye'nin kayıt dışıekonomi olmaktan kurtulmasını bir yapısal reform olarak tanımlayıp buyolda adımlar atılması gereğini vurgularlarken, bir yandan da kayıtdışılığın bilinen en yaygın biçimi olan vergi dışılığı önleyebilecekolan vergi denetimiyle görevli denetim elemanlarının başındaDemokles'in kılıcını sallandırıyorlar.
Vergi yönetiminin bağımsız ya da özerk olması diye bir şey sözkonusu olamaz. Vergi yönetimi ve vergi politikası bir hükümetin entemel işlevlerinden birisidir. Eğer bir hükümet vergi uygulamasınıyönlendiremiyorsa başka hiç bir şey yapamaz. Vergi oranlarını indirmekya da artırmak, vergi yasalarını, yönetmeliklerini yapmak ve uygulamak,yeni vergiler getirmek ya da mevcutların bazılarını kaldırmak siyasaliktidarın en önemli görevlerinin başında gelir. Bu görevler bağımsız yada özerk bir kuruluşa devredilemez. Türkiye, Gelir İdaresi Başkanlığıadı altında bir örgütlenmeye giderek bence doğru yapmadı. Gerçiuygulamada bu başkanlık bağımsız ya da özerk olamadığı için uygulamadapek bir sorun çıkmadı ama görünürde de olsa vergi yönetiminin özerkliğiyanlış bir kavram olarak ortada kalmaya devam etti.
Bağımsız olması gereken vergi yönetimi değil, vergi denetimişlevidir. Vergi denetimi, vergi yönetimi ile vergi yargısı arasındabir yerdedir ve siyasetten bağımsız olmak durumundadır. Hükümet yasayıçıkarır, vergiyi koyar, nasıl uygulanacağını yorumlar. Ondan sonrasıvergi denetiminin işidir. Yani mükellef bu düzenlemeye uygun olarakvergisini hesaplayıp ödemiş mi ödememiş mi bunun saptanması vergidenetimine aittir. Ve bu saptama bağımsız bir denetim birimi eliyleolmalıdır. Aksi takdirde siyasal iktidar kendisine yakın olanlarıdenetletmeyebileceği gibi denetçiler üzerinde baskı yapıp raporlarınıdeğiştirtebilir. Oysa vergi denetim birimi bağımsız olursa siyasetinkarışımı söz konusu olamaz.
Yapılması gereken şey Vergi İdaresi Başkanlığı'nı yenidenGelirler Genel Müdürlüğü haline getirmek ve bağımsız bir Vergi DenetimKurulu (VDK) kurmaktır. Bu kurula Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları,Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri alınmalıdır. Hepsine VergiMüfettişi ya da Vergi Denetçisi unvanı verilmeli ve ücretleri özelkesim ücretlerine yakın biçimde yüksek tutulmalıdır. Bu denetimelemanlarının hepsi son derecede fazla emek ve zahmetle yetiştirilmişelemanlardır ve küstürülmeleri çok yanlış olur. Böylece kurulacak kurulmali bağımsızlığa da kavuşturulmalı ve vergi gelirlerinden payverilerek oluşturulacak bir bütçeyle yönetilmelidir. Vergi DenetimKurulu yalnızca denetim yapmakla yükümlü olmalı, denetçilerin yazacağıvergi inceleme raporları bu kurul başkanlığı tarafından ilgili vergiuygulama birimine ya da vergi yargısına doğrudan gönderilmelidir.Siyasal iktidarın bir yandan yapısal reformların en önemlisinin kayıtdışılığı önlemek olduğunu anlatırken bir yandan da vergi denetiminizayıflatacak düzenlemelere yol vermesini ve vergi denetim elemanlarınıküstürmesini anlamanın imkân yoktur.






akif.akarca@alfaymm.com
Dr.Mehmet Şafak
mehmet.safak@alfaymm.com

Devletbütçe gelirleri son yıllarda Türkiye GSMH'sinin 1/3'ü büyüklüğüneulaşmıştır. Bütçe gelirlerinin büyük bir kısmı da vergi gelirleridir.Vergi sistemimizde bilindiği gibi vergiler mükelleflerin üzerindenvergi hesaplanacak gelirlerini-vergi matrahlarını kendilerininbelirleyip beyan etmeleri esasına dayanır. Bu durum beraberinde,mükellef beyanlarının doğruluğunun incelenmesini, araştırması gereğinigetirir.
Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesinde, vergiincelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunuaraştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir. Buna görevergi incelemesi, mükellefin ödediği verginin defter, hesap, kayıt vebelgeler ile gerekli olduğunda yapılacak envanter ve araştırmalardanelde edilecek bulguların uygunluğunun incelenmesi ve doğruluğununsaptanmasıdır.
Vergi incelemelerinin işleyiş prosedürü ileilgili açıklamalarımıza DÜNYA Gazetesi'nin 13.12.2007 tarihli sayısındayer verilmişti. Bu yazımızda vergi denetimini yapmaya yetkilikuruluşlarla ilgili açıklamalara yer vereceğiz. Bu çerçevede etkili birvergi denetimi için gerekli hususlara da değineceğiz.
Vergi incelemesine kimler yetkilidir?
Hesap uzmanları ve yardımcıları Maliye müfettişleri ve yardımcıları
Vergi dairesi başkanları /defterdarlar Gelirler kontrolörleri ve stajyer gelirler kontrolörleri
Vergi denetmenleri ve yardımcıları Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar
Vergi dairesi müdürleri
Vergiincelemesi yapmaya yetkililer tabloda görüldüğü üzere çok sayıdaolmakla beraber vergi denetimi esas itibariyle Hesap Uzmanları Kurulu,Maliye müfettişleri gelirler kontrolörleri ve vergi denetmenlerinceyapılmaktadır.
Vergi Denetimi ve Hesap Uzmanları Kurulu
MaliyeBakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu 29/05/1945 tarih ve 4709 sayılıKanun'la, Türkiye Cumhuriyeti'nin gelişmiş ülkelerde mevcut, modernvergi sistemine geçişin ilk aşamasında kurulmuştur. Kuruluş Kanunu'ndatemel kuruluş amacı vergi denetimi olarak belirlenmiştir. Bu görevyanında Türk Parası Kıymetini Koruma Kanununda olduğu gibi ekonomikdenetim görevleri de verilmiştir.
Vergi Usul Kanunu'nun135.maddesinde de "Vergi incelemesi; hesap uzmanları, hesap uzmanyardımcıları, ilin en büyük mal memuru, vergi denetmenleri ve vergidenetmen yardımcıları veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır."denilerek vergi inceleme görevi birinci derecede hesap uzmanlarınaverilmiştir.
Kuruluşundan buyana geçen 62 yılda Hesap UzmanlarıKurulu vergi denetimini gerçekleştiren önemli bir kuruluş olmuştur.Denetim görevini başarı ile yürütmüştür.
Kurul, vergiincelemesi yanında vergi teorisi ve uygulaması alanında, ekonomikkonularda bir çok araştırmaların yapılmasını sağlamıştır. Dahaönemlisi, 1950,1960 ve 1980 yıllarda ortaya koyduğu çalışmalarla Türkvergi sisteminin çağdaş düzeyde yapılanmasında önemli görevlerüstlenmiştir. Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde vergi mevzuatımızınuyumlaştırılmasında Gelir İdaresi Başkanlığı ve Vergi Konseyi'ninçalışmalarına yetiştirdiği kamu ve özel kesimde görev yapan mensuplarıile katkıları devam etmektedir.
Maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri
MaliyeBakanlığı teşkilatının teftişini yürüten, kamu harcamaları denetimiyapan Maliye müfettişleri ile Gelir İdaresi teftişini gerçekleştirengelirler kontrolörleri de vergi inceleme yetkisine sahiptir. Vergi UsulKanunu yukarıda anılan 134.maddesine göre "Maliye müfettişleri, Maliyemüfettiş muavinleri, gelirler kontrolörleri ve stajyer gelirlerkontrolörleri, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın merkez ve taşrateşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar herhal ve takdirde vergiinceleme yetkisini haizdir."
Türkiye'nin en eski denetim kurulu1879 yılında kurulan Maliye Teftiş Kuruludur. Maliye müfettişleri vehesap uzmanları doğrudan Maliye Bakanı'na bağlıdır. Bu durum kurullarınsiyasi baskılara maruz kalma riskini artırdığı görüşü ilerisürülebilmektedir. Ancak bu iki kuruluşta kamu oyunca da iyi bilinenobjektif çalışma anlayışı ve kurumsal kültür hakimdir.
Baştahesap uzmanları, maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri olmaküzere tüm inceleme elemanları denetim ve yayın çalışmaları ile vergikültürünün yerleşmesinde ve mükelleflerde vergi bilincinin oluşmasındaönemli rol oynamışlardır.
Vergi denetim kadroları
Mayıs 2007 tarihi itibariyle denetim elemanı sayısı 3573 olup ayrıntılı kadro bilgileri tabloda görülebilir.
Bakana bağlı Toplam Sayı %Pay
- Maliye Müfettişi 114 3,2
- Hesap Uzmanı 289 8,0
Gelir İdaresi Başkalığına bağlı
(Merkezi )
Gelirler kontrolörleri 338 9,5
Mahalli (Vergi Dairesi Başkanlığı)
Vergi denetmeni
2.832
79,3
Toplam 3.573 100
Denetimin önemi
Birvergi sisteminin başarısı, ekonomik ve sosyal koşullara uygun vergiyasalarının bulunmasına, vergi idaresinin işleyişindeki mükemmelliğe veyeterli ve etkin vergi denetimine bağlıdır. Mükelleflerin gönüllübeyanını esas alan vergi sistemlerinde denetim bu faktörlerden enönemlisidir. Öte yandan, denetim oluşturulan sistemin işlemesinigüvence altına alarak bozulmasını önler. Maliye politikalarınınuygulanmasına da katkı sağlar.
Denetimin etkinliği ve denetim birimlerinin yeniden yapılandırılması
Sayıları2007 Mayıs ayı itibarıyla 3573 olan denetim kadrosu ile verilenbeyannamelerin %2-3'ü incelenmekte incelemelerde ciddi vergi kayıplarıolduğu ortaya çıkarılmaktadır. Ancak vergi kayıp ve kaçağı önemliölçüde azaltılamamıştır. Ekonomideki kayıt dışılık da GSMH'na oranla%30-40 civarında olan varlığını korumaktadır.
Vergiincelemesinin dört ayrı denetim birimi tarafından yürütülmesi ve zamanzaman birimler arası çekişmelerin görülmesinin enerji ve zaman kaybınaneden olduğu; bu birimlerin birleştirilmesi yada yeni bir yapılanmayatabi tutulması gerektiği ifade edilmektedir. Batı ülkelerindeki,özellikle ABD'deki denetim yapılanmasının farklı olması nedeniyle bugörüşler güç kazanmaktadır.
Ancak vergi inceleme birimleriarasındaki ilişkiyi çekişmeden çok yarışma olarak nitelemek daha doğruolacaktır. Bunun vergi incelemelerinin sayısına ve kalitesine etkisininolumsuz değil, olumlu olduğunu kabul etmek kanımızca, daha doğrudur.Birimler arası ektili bir koordinasyon ve aşağıdaki konulardagerçekleştirilecek iyileşmeler birimleri yeniden yapılandırmaktan dahayararlı olacaktır. Koordinasyon yanında yapılandırmanın da yararlıolacağı görüşüne varılırsa denetim birimlerinin bu güne kadar ülkemizekatkıları ve denetim elemanlarının yetenekli iyi yetişmiş olduğuunutulmamalıdır.
Etkin bir vergi denetimi için önlemler
Vergikayıp ve kaçağını önleyecek etkin bir vergi denetiminigerçekleştirebilmek için aşağıdaki önlemlerin alınması büyük önemtaşır.
- Vergisel olayları tek tek tespit etmeye yönelik çokeleman ve zaman gerektiren yöntemlerin yerine daha hızlı ve etkinsorgulayabilen bir vergi güvenlik müessesesi ihdas edilmelidir .
-Türkvergi sisteminde mal hareketinin denetimine önem verilmiştir. Buanlayış belge düzeninin yerleştirilmesi açısından olumlu sonuçvermiştir. Ancak mal hareketlerini izlemek zaman ve eleman yetersizliğisorununu ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizde globalleşmenin etkisiylehizmet sektörü de gelişmektedir. Her ekonomik faaliyet parasal değeredönüştüğü için nakit akımını kontrol etmek/izlemekle vergiyi doğuranolayı belirlemek mümkün olmaktadır. Bu nedenle ekonomik işleyişinizlenmesi kayıt dışılığın önlenerek mali/vergi sisteminin olumlu sonuçvermesi için nakit hareketlerini kamunun denetleyebileceği genel birdüzenleme yapılmalı, banka ve diğer finansal kesimdeki nakithareketleri şeffaflaştırılarak belli büyüklüğün üzerindeki tüm parasalişlemlerin banka sistemi aracılığı ile yapılması önemli katkı sağlar..
-Vergiselyükümlülüklerin yerine getirilmesi ve denetimde etkinliğin sağlanmasıaçısından vergi suç ve cezalarının yasalarla çok iyi tanımlanması,yorum gerektirmeyecek belirlilikte olması ve vergi kaçırmanın toplumakarşı işlenmiş diğer suçlar gibi ele alınıp ödünsüz uygulanmasıgerçekleştirilmelidir.
-Denetim elemanlarının vergiincelemeleri için gerekli bilgiye ulaşmaları kolaylaştırılmalıdır.Bankalar, Noterler, Gümrük ve Tapu İdareleri gibi çeşitli bilgikaynaklarından toplanan bilgilerin işlendiği ve kullanıma hazırtutulduğu bir veri tabanı incelemelere önemli katkı sağlar.
-Vergi denetim birimlerinin görev yetki ve sorumluluk alanlarıbelirlenerek eşgüdüm sağlanmalıdır. Ayrıca, her denetim birimi kendiiçinde işin niteliğine göre uzlaşmaya gitmelidir. Ekonomideki tümfaaliyetleri kavrayacak şekilde iş kolları (sektörler) itibariyleuzmanlaşmaya gidilmesi, denetlemeye konu faaliyet alanı tümboyutlarıyla öğrenileceği için zaman kaybı önlenerek daha fazlaişletmenin sağlıklı incelenmesi gerçekleştirilebilir.
-Ekonomikgelişmeye paralel olarak denetlenmesi gereken firma sayısı artmış,işletmeler büyümüş ve firmalar işlemlerini bilgisayar teknolojisiyardımıyla yürütmeye başlamışlardır. İdare ve vergi denetim birimleriözel kesimdeki bu gelişme ve dinamizmi yakalayamamıştır.
-Özenleseçilen ve lisansüstü eğitime eş düzeyde bir programla meslekikonularda yetiştirilen vergi denetim elemanları, devlet memuru olarakkalmak zorunda olmayan ve başka çalışma seçenekleri bulunan kişilerdir.Bu elemanlardan kamunun yeterince yararlanabilmesi ve erozyonunönlenebilmesi için özlük haklarının düzeltilmesi, turne dönemlerindekigündelik ve gider karşılıklarının gerçekçi biçimde belirlenmesi yerindeolur.
-Denetim elemanlarının sayısı artırılmalıdır.


















































13 Nisan

ATASÖZLERİ

Ne kadar az yüksekten uçarsan, düstügün zaman o kadar az incinirsin. TIBET
Dikenler arasinda güller yetisir. ALMAN
Kadinlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman aglarlar. MEKSIKA
Kadin gölge gibidir; kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasindan kosar. KONGO
Evlenmeden evvel gözlerinizi dört açin. Evlendikten sonra yari yariya kapayin. PORTEKIZ
Ask ile öksürük hiç bir zaman saklanamaz. AVUSTURALYA
Mutluluk herkesin hayatindan bir kere geçer. VENEZUELA
Hakiki sevgi ayrilikta unutulmaz. BELÇIKA
Allahin gülü dikenli yarattigina hayret edeceginiz yerde, dikenler arasinda gül yarattigina hayret ediniz. ARABISTAN
Evlilik bir kale gibidir. Disaridakiler oraya girmek için, içindekilerde disari çikmak için ugrasir dururlar. TAYLAND
Yasini söyleyen kadin; ya genç oldugu için kaybedecek birseyi yoktur, ya da yasli oldugundan kazanacak bir seyi yoktur. MALEZYA
Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çikarir. BOLIVYA
Çabuk gelen kötü sans, geç gelen iyi sanstan iyidir. ARNAVUTLUK
Baskalarini azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi baskalarini affet. ÇIN
Eski asklar; yanmis ve sönmüs kömür gibi gayet kolay alev alir. KOLOMBIYA
Güzellik;tabiatin kadinlara verdigi ilk hediye,ayni zamanda geri aldigi ilk seydir. SILI
Büyük acilar sessizdir. ITALYA
Küçük üzüntüler konusurlar, büyük dertler dilsizdir. NIJERYA
Birlesmek baslangiçtir, birligi sürdürmek gelismedir, birlikte çalismak basaridir. U.S.A
Kaynana pamuk ipligi olup raftan düsse,gelinin basini yarar. TÜRKIYE
Ilk karini sana Allah, ikinci karini insanlar, üçüncüsünü ise seytan gönderir. JAPON
Idealler yildizlar gibidir, onlari tutmak mümkün olmaz ama karanlik gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler. FRANSA
Evinde huzurlu olmak istiyorsan,esinin bütün istediklerini yap. NIJERYA
Biri sizi bir kez aldatirsa suç onundur. Iki kez aldatirsa suç sizindir. ROMANYA
Bir adam en çok sevgilisini, en iyi sekilde ailesini, en uzun da annesini sever. IRLANDA

FUTBOL=CINSELLİK

FUTBOL=CİNSELLİK ÇÜNKÜ..
-İkisinde de pozisyon zenginliği esastır. İkisin de de sakatlık riski vardır.
-İkisinde de çamurlu ortam sevilmez. İkisinin de paralı yapılanında menejerlik sistemi vardır.
-İkisinde de motivasyon neticeyi etkiler. İkisinde de ısınma hareketleri gerekir.
-İkisinde de çocuklar problem olur. İkisinde de belli bir yaştan sonra jübile yapmak gerekir.
-İkisi de şifreli kanaldan yayınlanır. İkisinin de profesyoneli köşe olur.
-İkisini de duş paklar. İkisi de nadiren ertelenir.
-İkisinde de skor önemlidir. İkisinde de deplasman korkusu yaşanır.
-İkisinde de ofsayt'a düşülür, ve ikisinde de frikik vardır.
-İkisinin de magandası çekilmez.
-İkisinde de İlk kez milli olunur. İkisinin de icrası için tesis gereklidir.

Teşekkürler....İ.K.

KARADENİZLİ

Uy sevgili usagum, Allah'in selami tabiidur.Mektubumu çok yavas yazayrum, Çünkim bilirum ki, okuman zayuftur, çabuk okuyamazsun.
Benden sana sual edersen, Allahuma pin sükür iyiyum, yeni pir is buldum. Emrimde 1500'e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi hallerinde. Ne is puldugumu soraysan söyleyecegum patlama, mezarluk pekçisi oldum.
Geçtigimiz hafta puraya iki tefa yagmur yagdu. Piri pazartesinden persembeye öbüride persembeden pazara.
Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkek midir kiz midir pelli degil, haçan o yüzden saga dayi mi oldin, teyzemi oldin söyleyemeyrum.
Saga kötü bir havadisim var. Emicen Idris havasuzluktan boguldi öldi. Pilirsin rahmetlinin 9 tane usagu vardi, daha fazla usak olmasin diye bir ilaç bulmus, prezervatif midur, nedur, bakmis ki üstünde,sikica kafana geçur, diye yazulu, öyle etmis, havasizliktan getmis.

Kötü havadisler piter mu? Pahriyede askerlik yapan 10 usaguda kaybettuk. Pindikleri denizaltu pozulmus, motoru turmus, inmis asagu, denizaltuyu itekleyup, motorunu çalistirmak istemuslar.

Temel emicende tükkan açtu, o da 30 a alduguni 25 e verir, sürümden kazaniyormus öyle dedu. Bizim köye findukçularun Temel'i muhtar seçtuk, akullu usakta. Geçen gün hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel hem akillidur, hem de dürüsttür. Geçenlerde bir taksinin soförü köye varmis, muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, ha bu pizden deguldur pizum köyde yassu tavuk yoktir demis.

Senin küçügün Ergin çok akullu usak çikti. Geçen gün tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usagum ne edeysun orada demis. O da heva durumuna bakayrum demis. Çektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedum.
Anlattu, meger ip sallaninca havanin rüzgarli olduguni; ip islanunca da yagmur yagduguni anlaymis. Çok akillu usak vesselam. Sen o yasta böyle akillu degildun.
Senin gönderdigun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif pir yaninda pir Alman karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmissun yaksam tanimayacaktuk.
Yaa iste böyle usagim. Memleçetten saga pol pol havadis. Yeni havadis olursa yine yazarum. Baki hüdaya emanet ol.
Baban
NOT: Mektupa para koyacaktim, ama geç akluma geldi, zarfi kapatmisum.







18 Mart

AŞK












































































































































































































































Aşk - Sevgi
1
Allah (cc) kıyamet gününde: “Benim rızam için birbirlerini sevenler nerededir? Onları, gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde (Arş’ın gölgesinde) gölgelendirecegim” buyurur. Hadis-I Şerif
2
Sevgi ve beceri yan yana geldiginde, muhteşem bir eserin ortaya çikmasini bekleyin. John Ruskin
3
Eğer, yeterince sevebilseniz, dünyanin en güçlü insani olurdunuz. Eiuinet Fox
4
Gülümseyin! Öyle samimi ve sıcak olun ki, her sıktığinız ele, ruhunuzu da katın. Dale Carnegie
5
Allah sevilenleri, sevenlerin duasıyla korur. Mustafa Güngör
6
Kim, başkalarını seviyor, fakat onlardan sevgi bulamıyorsa onlara karşı olan hareketlerini gözden geçirmeli. Moiig Dse
7
Sevgi bir ayna gibidir. Bir kişiyi sevdiginizde o kişi sizin aynanız, siz de onun aynası olursunuz. Bu aynalar bir diğerinin sevgisini yansıtırken sizler de sonsuzlugu görürsünüz. Leo Buscaglia
8
Sevgi teleskoptan bakar, kıskançlık ise mikroskoptan. Josh Billingos
9
Seygi, dostlara saygılı olmakla güçlenir. Hz. Ali
10
Sevgi, muhataplarina cihanşumul bir dil kullanir ve onu herkes anlar. M. F.Gülen
11
Sevgide acilar tatlanir. Bakirlar altin olur. Sevgiden kirli ve bulanik sular duru bir hale gelir. Mevlana
12
Sevgiye açik bir kalp kadar dünyada degerli birşey yoktur. Goethe
13
Sevgiyi bilen sevmeyi bilir. Biz sevgiyi ögretmeden sevmeyi ögrenmeye çalişiyoruz. Ahmet Selim
14
Şüphesiz akillica sevmek en iyisidir. Ama hiç sevmemektense aptalca sevmek daha iyidir. W. M. Thackeray
15
Sevilmemek aci birşeydir, ama sevememek daha da acidir.Miguel de Unamuno
16
Sevmediklerinizin de sevilebilecek bir yanini bulmalisiniz; yoksa dünya birbirine düşman insanlar için cehenneme döner. La Rochefoucauld
17
Sevmek, insanin kendi kendini aşmasidir. Oscar Wilde
18
Kişi sahip olmadigi şeyi veremez, sevgiyi vermek için sevgiye malik olmalisiniz.
Leo Buscagha
19
Ölçülebilen sevgi, zavalli bir sevgidir. Shakespeare
20 Nasil kafa sayisi kadar düşünce çeşidi varsa, kalb sayisi kadar da sevgi çeşidi vardir. Tolstoy
21 Sevmek, bir başkasinin hayatini yaşamaktir. Honore de Balzac
22 Yalniz seni sevenleri sevmek, sevgi degil, degiş tokuştur. Cenap Şehabeddln
23 Insanlari sevmeyi ögrenmek gerçek bir mutluluktur. Platen Hallermund
24 Başkalarini sana sevdiren ve onlari senin nazarinda sevimli kilan tavir ve
davranişlara dikkat et! unutma ki, ayni şeyler senin de sevilip begenilmene vesile olabilir. Daima insanca davran ve uyanik ol..! M. F. Gülen
25 Sevgi ve acima insanlik vasfidir; hiddet ve şehvet ise, hayvanlik vasfi. Mevlana
26 Sevgi her mevsimin meyvesidir ve her elin uzanabilecegi yerdedir. R. Tcresa
27 Sevginin yolu en kisadir; kalpten kalbe gider. Ahmet Hamdi Tanpinar
28 Sevmekten sonraki en büyük mutluluk sevgisini söyleyebilmektir. Andre Gide
29 Sevgi bizi zamanin yikimindan koruyan yikilmaz bir kaledir. Constance Foster
30 Sevilenin kusurlarini hoş görmeyen sevmiyor demektir. Gocthe
31 Şah bile sevgiye kuldur, köledir. Mevlana
32 Herşey ancak sevgi ile satin alinabilmelidir. Andre Gide
33 Sevgi, sevgiyi ifade edişle beslenir. Psikolog George W. Crane
34 Sevginin tedavi edici bir özelligi vardir; hem sevgi gösteren, hem de sevilen için...
Dr. Karl Menninger
35 Sevdigini elde edemezsen, elde ettigini sevmeye çaliş. Cornaille
36 Sevilmemek acı bir şeydir, ama sevememek daha da acıdır.MİGUEL DE NAMUNO
37 Aşkın yangısından güzel şey ne var? Onsuz ne gül güler, ne bulut ağlar. NİZAMI
38 Sevmiş ve yitirmiş olmak daha iyidir, hiç sevmemiş olmaktan. A.TENNYSON
39 Leylalar ile başlar muhabbet macerası. Mevla’da sükun bulur.
40 Aşk asla açliktan ölmez ama, çogunlukla hazimsizliktan ölür.NION VE CENDOS
41 Aşki aramak, kel bir adamin gece yarisi tarak aramasina benzer.
42 Aşk ve kirmizi bir burun gizlenemez.INGILIZ ATASOZÜ
43 Sevgiye açik bir kalp kadar dünyada degerli bir şey yoktur. GOETHE
44 Sevgililer sadece onu ummayi degil, onu meydana getirmeyi de ögrenirler.
45 Aşk, insan hayatinin en yüksek degerlerini gerçegin gücüne, bilgiye, güzellige,
özgürlüge ve mutluluga götüren itici güçtür. P. SOROKEN
46 Cehennem artik sevmemektir. G.B EERNARDS
47 Kande varsa aşık-ı bi çare cananın arar, Derd ile bimar olan elbette dermanın arar. NAHIFİ
48 Sevgiye karşilik sevgi isteyen, bu alışverişte acıdan başka bir şey elde edemez.
D.M.CRAIK
49 Hayat bir uykudur, aşk onun rüyasidir."
50 İlk aşk ihtilalden farksızdır. Tekdüze giden hayat birden bire altüst oluverir.
TURGENYEV
51 Aşkın ateşi, hayatı tutuşturur. MUSTAFA GÜNGOR
52 Doğuştan bir mana ve nüve olarak, hemen bir ruhun önemli bir yanını teşkil eden aşk, gerçek ton ve rengini hakiki aşka inkılap etmekte bulur, ebedilik kazanır ve zamanla da vuslat eşiğinde bir mücerret lezzet haline gelir. F. GÜLEN
53 S e vmek insanın kendi kendini aşmasıdır. 0. WILDE
54 Aşk için her şeyinizi verin. Kalbinizin sesini dinle yin. R. W. EMERSON
55 Aşk, hayalimizin işlediği, tabiatın bir kumaşıdır.VOLTAİRE
56 Aşk, çok renkli bir çiçektir; ama korkunç uçurumların kenarında yetişir. STİENDHAL
57 Kendin de aşıksın, bilirsin ey yar, Seven yüreklerde kıskançlık olur. NİZAMI
58 Hayattan aşkı alınız,geriye bir şey kalmayacaktır.
59 Denizde yüzenleri seyretmekle yüzmeyi ne kadar öğrenebilirseniz,roman okumakla da aşkı ancak o kadar öğrenebilirsiniz.
60 Güzelin güzelliğini artıran, çirkinin çirkinliğidir. B. S. NURSI
61 Aşk kılavuz istemez; tek başrna yol alır. M. IKBAL
62 Aşk sivilceyi gamze sanir. JAPON ATASOZU
63 Aşk birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.SAİNT EXPERY
64 Kadın bir tablo asacaktır. Tabloya yer araştırmaktadır, nihayet bir yer seçip asar. Kocası:“Biraz şu tarafa asamaz miydin?” der. Bu birazcık ikaz kadının bayılmasına kafi gelir. Niçin o söylemeden onun gönlünün arzusunu sezip yerine geti’remedim diye.
65 Dostluk aşka dönüşebilir, çogunlukla da dönüşüyor.Oysa aşk asla dostlukla bitmiyor.L BYRON
66 Yalniz rizk degil, aşk da kismetledir.
67 Aşiri yüz bulan ve her dedigini yaptiran aşk usandirir.STENDHAL
68 En devamli aşk,karşilik beklemeden duyulandır . W. S. MOUOHAM
69 Insana kendi varligini unutturup onu sevdiginin varligiyla bütünleştiren aşk, kalbin, garazsiz, sadece maşuku dileyip, onun arzu ve isteklerinde eriyip gitmenin ünvanidir ve zannimca insan olmadan murat da budur.F. GULEN
70 Bir dil-ruba ya düştü gönül müptelası çok Aşkın safası yok değil amma cefası çok
Ş YAHYA EFENDİ
71 Aşık olmak ne eğlence! Aşk kalbi öyle ince ince sızlatıyor ki acının zevkinden geceleri göz kırpmaya imkan yok. G. COLMAN
72 Neticesiz feryatlar, aşkı daha fazla olgunlaştırır. M. IKBAL
73 Sevildiğine inanan bir insanın yapmayacağı fedakarlık yoktur.
74 Aşk, gözle değil ruhla görür. SHAKESPEARE
75 Şüphesiz akıllıca sevmek en iyisidir; ama hiç sevmemektense aptalca sevmek daha iyidir. W. M. THACKERAY
76 Kalbin neredeyse sen de orada ol.
77 Aşk savaş gibidir. Başlatması kolay, bitirmesi zor. H. L. MENCKEN
78 Taşa toprağa kurban olayım ki yar onlara basar da geçer.
79 Aşkı akılla yenmek mümkün değildir.
GANÇAROF
80 Aşk sıpalara bile dans etmeyi öğretir. FRANSIZ ATASOZÜ
81 İkiden bir gidince bir kaldığı yalan. Sen gits en, ben kalır mıyım o zaman?
ATİLLA UNAL
82 Aşık olmak istediğin an kalbin, geçmişin tüm acılarını unutur. M. GUNGOR
83 Aşk nedir, nasıldır bilen var mı? Sevip de her zaman gülen var mı? Ben seviyorum demek çok kolay, Hadi öl denince ölen var mı? BEHLUL PEKTAŞ
84 Allah rızzasina uygun her şey sevgilidir. MUHYİDDİN ARABi
85 Bakmakla aşık olunsa idi öküzün trene aşık olması gerekirdi.
86 İnsanı aşkın güzellikleri yaşatır. MOLİERE
87 Kadd-i yare kimisi ar’ar dedi, kimi elif, Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif MUHIBBI
88 Ey güzelim, vücudumda senden başka bir varlik kalmadi. Bu sebeple sirke,
bal denizinde nasil yok olursa; ben de sende öyle yok olurum. MEVLANA
89 Gerçek aşiklar, tutulduklari aşk hummasiyla, iç dün yalan daima bir yanardag gibi
dumanli ve inim inimdir. Duyup sezebilenlerce onlarin bu ini ltileri sinelerinden kopup gelen öyle lavlardir ki düştügü her yeri yakar, yikar ve yanginlar çikarir.
F. GULEN
90 Gönül sevda seline kapilma sakin Aşk bir maceradir atilma sakin.
91 Madem ki yar geçmeyecek denizlerden yollar açmişim neye yarar? Madem ki yar içme yecek kayalardan sular çikarmişim neye yarar?Y. K. ARAOSMANOGLU
92 Muhabbetten Muhammet oldu hasıl, Muhammet’siz muhabbetten ne hasıl?..
BEZM-İ ALEM VALİDE SULTAN
93 Aşk insanın çevresini kesinlikle gerçekte olmadığı gibi görme halidir.NİETZSCHE
94 ilk yara, kalbimizin ilk yarası, her şeye rağmen daima sızlayacak mı, daima sızlatacak mı? Y.K. KARAOSMANOGLU
95 Aşksiz hayat boştur.
96 Allah ancak aşkla taninabilir.
97 Sevdada safa umanlar, sevdayi bilmeyenlerdir. Y. K. KARAOSMANOĞLU
98 Aşk ve tevekkül birbiriyle akrabadir.
99 Aşk yolunda akılla mi yürü yorsun? Güneşi mumla mi ari yorsun? M. IKBAL
100 Aşik olmayan adem, benzer yemişsiz agaca. YUNUS EMRE
101 Insanlarin aşktan öldügü yalandir. SHAKESPEARE
102 Aşiklarin en kanaat kari bile sevdiginden ziyade sevilmek ister.C.ŞAHABETTIN
103 Güzel cümleler dizmek, aşiklarin rahatta oldugunu gösterir.FUZULI
104 Yaran gönül yarasıysa bir şeyciğin kalmaz, acı tatlı anılardan başka.YAŞAR BAĞ
105 Aşkta netice düşünülemez. Zira başında neticeyi düşünebilecek kadar aklı kalanlar zaten aşık değildirler.
106 Sevenler ölür mü? Olmez. Ama her nefis ölümü :tadacaktır...Sevenler de nefis yoktur ki. İ. ACARKAN
107 Sevgilinin tatlı bakışı aşı ğın kalbindeki a alevlendiren bir bahar meltemi gibidiı
108 İnsan kal bindeki gerçek aşk, dörtnala giden attır. Ne dizginden anlar, ne ses dinler. KON FİÇYUS
109 Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden bambaşka bir dil ister.
E.BELACIOIX
110 Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. MONTAİGNE
111 Aşk bir kaya gibi sabit değildir. Yeniden ye yeniden sürekli yoğurmak gerekir.
U K. LEBUIN
112 Aşk yıldırım gibidir.
Gelmesiyle çarprması bir olur.
113 Aşkın ne zaman, nereden, geleceği Belli oluyorsa, aşk değiIdir.
114 Gözlerime sen bakacaksın diye Allah güzel yaratmış.İ.ACARKAN
115 Aşk birlikte saçmalamaktır.
116 Gerçek aşkın vasfı tatlı acılıktır.
117 Aşk karşı duruldukça bütün bütün devleşir, her türlü engel, büyümesi için ona vesiledir.BALZAC

18 Şubat

SÖZLER

Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar. Miguel De Cervantes

* Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır. Çin Atasözü

* Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına. Jim Backus

* Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları yakalamaktır. Jack Davies

* Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. Moltimer Collins

* Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadın ölürken, dili. George Chapman

* Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir. Anonim

* Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun. Sokrates

* Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir. Çin atasözü

* Her başarılı erkeğin arkasında, onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır. Brooks Hays

* Erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe

* Niye evlenecekmişim ki? Evlenirsem başıma gelecek en iyi şey boynuzlanmamaktır ki evlenmezsem bunu çok daha emin yollardan elde edebilirim. Sebastian Chamfort

* Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan evlenirler. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Oscar Wilde

* Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektır. Bir çok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir,ya da evli olmadığı için acı çekiyordur. Simone De Beauvoir

* Bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha büyük bir intikam yoktur.Sacha Guıtry

* Bekar erkekler kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey bilirler. Eğer bilmeselerdi onlar da evlenmiş olurdu. H.L.Mencken

* Erkek evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık bitmiştir. Zsa Zsa Gabor

* Kadınlara büyük saygı duyan ve onları herşeyin üstünde tutan erkekler, kadınlar arasında popüler olmayı nadiren başarabilirler. J.Addıson
* Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi sunar. Cesare Pavese

* Bir erkeğe göre 'erkeğin iyisi' ile , bir kadına göre 'erkeğin iyisi' aynı şeyler değildir. Ortega Y Gasset

* Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır. Gaston Paces

* Erkekler şaraba benzer. Geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini olgunlaştırır. Cicero

* Cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir. Goethe

* Erkeği evinden kaçıran damın akması, bacanın tütmesi ve kadının çenesidir. Chauger

* Evli erkekler her yeni damadı sevinçle seyrederler. Tıpkı ormanda yeni yakalanıp getirilen genç bir aslanı seyreden kıdemli sirk aslanı gibi. Mark Twain

* Erkeklerin aklı, ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü başka özellikler peşindedir. Goethe

* En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe

* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy

* Bir kadın ya sever, ya da nefret eder; ortası yoktur. Pubillius Syrus

* Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Files

* Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız yaşanabilmesidir. Byron

* Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant

* Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar. Chamfort

* Kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur. Refik Halid Karay

* İyi bir kadın bir erkeği etkiler, zeki bir kadın onda ilgi uyandırır, güzel bir kadın büyüler, anlayışlı bir kadın ise ona sahip olur. Helen Rowland

GüzeL kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar. Napoleon
Kadın her şeyi affeder fakat asla unutmaz. Confıcıus
Kadınlar, kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler. Halide Edip Adıvar
Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar A.Dumas Fıls
Kadını sev, koru, güvenve tatlı sert ol. Senin kölen olur. Cıen
Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın. Stuart Mıll
Güzel sözlerle, iltifatlarla kandıramayacağın kadın yoktur. Yeter ki bunları inanarak ve sadece biri için yap. Cien
Kadınla müziğin yaşı olmaz..Olıver Goldsmıth






28 Ocak

GAZETELER















VERGİ DENETMENİ
Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
12 Ocak

Eger birini seviyorsan O'nu serbest birak...


Quote
Eger birini seviyorsan O'nu serbest birak...

Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Dönerse senindir;
Dönmezse zaten hiç senin olmamıstır...
Yeni versiyonlar:
Pesimist (Karamsar) O'nu serbest bırak... Dönerse senindir; Beklediğin üzere dönmezse Zaten hiç senin olmamıstır.
Optimist (Iyimser) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Üzülme, dönecektir!...
Suspicious ( Supheci) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Dönerse bu işte bi bit yeniği var demektir..
Impatient ( Aldırmaz) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Bi muddet bekle. Dönmezse unut gitsin..
Playful ( Muzip ) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Dönerse bi daha serbest bırak. Gene dönerse gene bırak.
Greenpeace Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Aslına bakarsan tüm canlılar hur olmalidir..
Biologist (Biyolog) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak ki Evrimini tamamlamasi mumkun olsun..
Statisticians ( Istatistikci) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... Seviyorsa dönme ihtimali çok yuksektir.. Sevmiyorsa ilişkiniz zaten muhtemel degildir..
Schwarzenegger's fans (Arnold hayranları)
Eğer birini seviyorsan O'nu serbest bırak... SHE'LL BE BACK!
Over possessive person ( Asiri sahiplenici tip)
Eğer birini seviyorsan O'nu kesinlikle serbest bırakma...
Psychologist Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Dönerse kendine güveniyor demektir.. Dönmezse superegosu
baskin demektir.. Gitmiyorsa manyak demektir..
Bencil Eğer birini seviyorsan Kendiniserbest bırak.. Niye diye sorarsa
Seni hiç alakadar etmez! de.
Finance expert ( Mali eksper) Eğer birini seviyorsan O'nu serbest
bırak... Dönerse borç almaya devam edebilirsin Dönmezse ara ve
borçlarinin üstüne yattiğini söyle





Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum...

Rudyard Kipling


Image Hosted by ImageShack.us

selamlama151.gif
Dost Olanlara ....
DOSTLUK..
YASANMAMIS ASKLARIN BiLiNC ALTINDAKI DÜRTÜSÜNÜ
YENEBiLMEK VE YASANA BiLMESiNi SAGLAMAK iCiN TAKILAN BiR MASKE DEGiL..
KARSIDAN MADDi VEYA CiNSEL FAYDALANMANIN BiR ARACI HiC DEGiLDiR..
Sevgide günes gibi ol
Dostluk ve Kardeslikte akarsu gibi ol
Hatalari örtmede gece gibi ol
Tavazuda toprak gibi ol
Öfkede ölu gibi ol
Her ne olursun ol
YA OLDUGUN GIBI GÖRUN
YA GÖRUNDUGUN GIBI OL
DOSTLUK GÜNAH OLMAYACAK ...
KADAR MASUM, KÖLE OLMAYACAK
KADAR ÖZGÜR,
UMULMAYACAK KADAR YAKIN,
UNUTULMAYACAK KADAR DERIN,
TEK BASINA YASANMAYACAK KADAR
ZORDUR.
En güzel sey ne deseler.....dostluk dermisin?
En çok kime güveniyorsun derseler....adimi söylermisin?
Neden agliyorsun deseler.....dostum için dermisin?
Beni unutmani söylerseler.....hayir diyebilirmisin?
Yasamak güzelmi deseler.....onunla dermisin?
Söyle sen kimsin derseler.....güvenilir biriyim dostunum dermisin?



DOST SIKINTIDAN ELLERiM BUZ GiBi OLDUGUNDA, ELLERiMI TUTARAK,
SEVGiSi iLE TAAA YÜREGiME KADAR ISITABiLCEK..
SIKINTIDAN ONUN ELLERi BUZ GiBi OLDUGUNDA,
ELLERiNi TUTARAK, SEVGiM iLE TAAA YÜREGiNE KADAR ISITABiLECEGiM iNSANDIR..
Sen Gülerken herkes Güler,
Sen Aglarken Yanliz Aglarsin,
Sirtini öle bir Agaca yasla ki asla Yikilmasin
Kendine öle bi DOST secki
Seni asla yari Yolda birakmisin..
Dost Deniz kenarindaki taslara benzer,
Önce teker teker toplarsin,
Sonra birer birer atarsin.
Yanliz bazilarini atmaya kiyamassin .
Iste sen onlardansin...
Cikarsiz sevgidir dostluk duygusu
Otesini bilen varsa soylesin
Nasil vazgecilmez gunes, hava, su;
Dostum sen de benim icin oylesin
SEVGİDİR HER KAPIYI AÇAN
BİZİ, BAZEN BİR KUŞ BİR ÇİÇEK YAPAN
DOST, KOLAYCA BULUNMAZ
İNSAN, ÇABUK BİLİNMEZ.
GEÇİCİDİR PARA, POST...
HERŞEYDEN ÖNEMLİDİR
DOST...

DOST VARDIR GIDA GİBİDİR,ONU HEP
ARARSIN.DOST VARDIR İLAÇ GİBİDİR GEREKİRSE
ARARSIN. DOST VARDIR HASTALIK GİBİDİR,
ONU ARAMAZSIN O SENI BULUR..
Gönüller birdir dünyalar ayrı olsa da.
Arkadaşlıklar, sevgiler,
aşklar yalan olsa da
umrumda değil dünya yansada biz dostu
unutmayız dost uzakta olsada.
DOSTUM yas dökmesin gözLerin . .
agLatír sözLerin
unuturum sanma
simdiden özLedim . . !
21 Kasım

MUGE SAYFASI

"Dostum,
Evin varsa bir sıfır koymalısın varlıklar hanene,
İşin varsa bir sıfır daha koymalısın, İş seninse üç sıfır daha koymalısın, İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha, Araban varsa bir sıfır, Yazlığın varsa bir sıfır daha, Daha sıralanabilir sıfırlar hanesi... Ancak, Sağlığın varsa bir koyarsın başına, bütün sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır. Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere..."
VEHBİ KOÇ
HUZURUN RESMİNİ ÇİZEBİLİR MİSİNİZ?
HER ŞEY SENDE GİZLİ
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar
sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR
SEVİLİRSİN...

CAN YÜCEL
KADIN
Öperseniz beyefendi DEGILSINIZDIR,
Öpmezseniz adam DEGILSINIZ.
İltifat edersiniz "YALAN" der,
Etmezseniz bırakır GIDER.
Her isteğine evet derseniz KAREKTERSIZ olursunuz,
Karşı çıkarsanız ANLAYISSIZ.
Çok yanına giderseniz "SIKILDIM" der,
Az giderseniz küser.
İyi giyinirseniz "ÇAPKINSIN" der,
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
Kıskanırsınız "HUYUN KÖTÜ" der,
Kıskanmazsınız "SEVMİYORSUN" der.
Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar,
Kendisi bir saat gecikirse "BUNDA NE VAR???".
Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur,
O buluşur "BİZİM KIZLAR" olur.
Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur,
Başka bir adam ona baktığında adı "HAYRANLIK" olur.
Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister,
Dinlediğiniz anda "NEDEN KONUŞMUYORSUN?" der.
Kısacası...
Sade ama çok karışık.
Zayıf gibi ama çok güçlü.
Akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran
İnsanı çıldırtan ama mükemmel!
Bu arada tercümelerin de kadın gibi olduğunu belirtmek isterim...
Çok güzelse nadiren sadıktır,
Çok sadıksa da nadiren güzel...Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya
hafızalardaki hatıra yada
hayallerdeki ümittir. Hüsran ise, bir tek yerde
kabullenebiliyorum,
Yaşamak mümkünken yaşamamış olmakta…
"İNCİ ÇİÇEĞİ"
Senden dönerken..baktım
Akreple yelkovan sevişiyor tam 12'nin üzerinde yine
Seninle olacak saatlere gebe kaldı gece...

Senden dönerken...baktım
Bembeyaz ellerim!
Meğer...tıka basa inci çiçeği dolmuş ceplerim...

Senden dönerken adam iyi hissediyor kendini.
En güzel türkülerini falan söylüyor Ege'nin
Tam koynuna giderken gecenin...senden dönerken.

Senden gitmeleri bilmiyorum!
Senden dönmeler ise
Şey gibi...
Baharda içi; "çok uzaklardan gelmiş yeni ve ılık rüzgarla" dolan
Uçurtma gibi keyifli....

Senden dönmeler
"bir varmış-bir yokmuş"gibi
İstanbul'da bir masalmış
Uyumadan hiç bıkmadan dinlenesi...

Senden dönmelerde kedilerle konuşmak var
Koklamak havayı
Sevmek yeniden İstanbul'u...
Çok içmişim diyerek buruşturmak paketi
Ama vazgeçmemek var.
Saate baktıkça
Seninleyken gebe kaldığını unutmamak var hep.
Reşat Akıllıoğlu
"HER İNSAN ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ"
Her insan öldürür gene de
sevdiğini
Bu böyle bilinsin herkes tarafından,
Kiminin ters bakışından gelir ölüm,
Kiminin iltifatından,
Korkağın öpücüğünden,
Cesurun kılıcından!

Kimisi aşkını gençlikte
öldürür,
Yaşını başını almışken kimi;
Biri Şehvet'in elleriyle
boğazlar,
Birinin altındır elleri,
Yumuşak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen.

Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müşteridir, diğeri satıcı;
Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür
sevdiğini,
Gene de ölmez insan.
Oscar Wilde




20 Kasım

Sevgilim
















 


Adı hüzün olsun bu gerçeğin. Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin Ve senden sonraki yaşantımın, Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığın, Tek mevsimlik dünyamın, Ve senden bana kalanların, Rotasız başlayan yolculuğumun, Her limanda yüzleştiğim sensizliğin, Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerin, Bir yarısı sende kalan geçmişin, Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin, Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın, Azalan ideallerimin, Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların Birbirine benzeyen her günün Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım kirli odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımın, Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin, Sensizliğin, yarım kalmışlığın, Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerin, Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların, Sadakatini elden bırakmayan gönlümün, İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının, Ve bu şiirin adı hüzün olsun!

Talking about Elimde degil:(



KAL BİRAZ DAHA


Kaç mavi yasak yaşadık seninle,

kaç deli gece...

Düşünse, dolunay bile utanır,

yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar.

Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız.

Ve düşlerim...

Düşlerim sınırsızdı alabildiğine

Duygularım sabırsız.

Bir çocuk kadar günahsız.

Sahi, sen de sevebilir misin beni

seni sevdiğim kadar,

dokunabilir misin yüreğime?

Bak, orada sen varsın.

"Mutluluk nedir?" diye sorsalar

"Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen."

Sesin, gözlerin, ellerin sonra,

titreyen dudakların ve arzun çekingen

Sen, benim her şeyimsin. 

Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş?

Çiçekler açar mı sen olmasan,

Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa?

Sonra, kim aydınlatır benim gecemi,

Günümü kim paylaşır?

Kim sorar derdimi,

Ben neye sevinirim,

Kimle gülerim?

Kal biraz daha... 
Beraber büyüttük sevinçlerimizi,

Beraber öğrendik yaşama direnmeyi

Sevmeyi beraber öğrendik.

Bak, güneşler doğdu üzerimize

Yolumuza begonyalar serildi.

Ağlamak bu kadar kolay mıydı,

Ve güzel miydi gülmek kadar?

Herkese seni anlatmak istiyorum

Seni söylemek şiir şiir.

Her dizede sen olmalısın,

adın olmalı çığlık çığlık...

İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık,

sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde...

Sevdan olmalı deli dolu

Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı.

Ben seni sevmeyi seviyorum

Ve seni özlemeyi.

Bu bir itiraftır...



Aşkın yoksa ben de yokum

Yetim düşlerimin

kimsesizliği kuşatır benliğimi

Hüzünler yağar gecelerime.

Ben, bir garip ben olurum,

Sığamam odalara,

taş duvarlar üzerime üzerime gelir.

Ruhum durmaz bedenimde,

hücrelerim yaşamaz.

Kurumuş dallara döner yüreğim,

susuz çöllere...

Gece böyle bitemez, ben ölürüm,

Ölürüm gitme, kal biraz daha...

KAL BİRAZ DAHA... 
19 Kasım

MÜSAİTMİ YÜREGİN

Müsait mi Yüreğin..?

Gözbebeklerinde kendim yerine başkasını gördüğüm insan; yalan söylerken bile nasıl bu kadar masum durabiliyordun? Oysa ki sarılırken sana, başka bir tenin soğuk kokusunu varmış bedeninde. Bilmiyordum... İçten içe ağladığım onca gecenin hesabını nasıl verebilirsin ki. Söyle; en fazla kaç intiharıma sebep olabilirsin? Yüreğimin sancılarını nasıl yok edebilirsin?.. Bu gece başka bir başka ölüm gecesi daha? Bu kez gem vurmadan geldim acılarıma... Senin yüreğin uçurum ve ben hiç korkmadan cesurca ölmeye razıyım kollarında... Kahretsin. Sana son bir defa daha sarılmak için o soğuk kokuyu duymaya bile razı olmak ne kadar acı... Korkularımı ve heyecanlarımı bir yana koyup, yanıma sadece her zaman hasret olduğum yüzünü alıp gidiyorum bu gece ölüme.... Peki bir geceliğine müsait mi yüreğin? Sadece ölüp son bir kez gideceğim

15 Kasım

kendine iyi bak

KENDİNE İYİ BAK “Kendine iyi bak” bir 'veda' değil 'elveda' cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde... 'Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“ “Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.” 'Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum.' 'Kendine iyi bak' derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar… Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler. 'Kendine iyi bak' derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. 'Kendine iyi bak' derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler. Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, 'kendine iyi bak' derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler. Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. 'Bitti' diyemedikleri için, 'kendine iyi bak' derler. 'Kırıldım ve affedemiyorum' diyemedikleri için 'kendine iyi bak' derler. 'Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım' diyemedikleri için kendine iyi bak derler. 'Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum' diyemedikleri için 'kendine iyi bak' derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler. 'Kendine iyi bak' bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. 'Kendine iyi bak' deme bana. Nokta koyma. Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? ………. Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de 'Kendine İyi Bak.' 'Kendine Iyi Bak' derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.



Video



http://api.live.net/Users(3837278860790806268)/Profiles?$format=rss20
" >


Akif Öz


http://byfiles.storage.msn.com/y1mHZc65NW-cBJSOfWKHB-YGlAZTdhBytmcRoeHYVZtQpgoEH3-rrKAktuESaJhIpMYbfvdfgfwKIsLc4w_r3UTzw
" errsrc="http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/ic/bluemannxl.png">

İlgi alanları
yukarıda yer alan her şey
1964 yılında Konya Ermenek Çukurbağ Köyünde doğdum.Köyüm daha sonra Karaman ın İl olması ile Karaman Sarıveliler ilçesine bağlandı. ilk okulu Çukurbağ köyü ilk okulunda okudum. 1975 yılında devlet parasız yatılı sınavları sonucu Konya Ereğli İvriz Öğretmen Okulu nu kazanarak burada orta ve lise eğitimine başladım.1981 yılında mezun oldum üniversite sınavları sonunda 1982 yılında Ankara Gazi üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne kayıt yaptırdım .1987 yılında mezun oldum. Bir süre yüksek lisanssa devam ettim 1989 yılında askerliğimi yedek subay olarak ifa ettim.1992 yılında açılan sınavlar sonucunda Maliye bakanlığında Vergi Denetmeni olarak göreve başladım. Ankara ,İstanbul ve Konya İllerinde Vergi denetmeni olarak çalıştım.31.08.2006 tarihinde Adana iline atamam yapıldı .Halen Adana ilinde Vergi Denetmeni olarak çalışıyorum












{0}
http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/ic/iciconmap24w4m4v2.png
);" src="http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/is/invis.gif" alt="Sık görüşülen"/>
{2}
http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/ic/iciconmap24w4m4v2.png
);" src="http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/is/invis.gif" alt=""/> {0}
http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/ic/iciconmap24w4m4v2.png
);" src="http://secure.wlxrs.com/$live.controls.images/is/invis.gif" alt=""/> {0}<!--M