21 Haziran 2008 Cumartesi

blogcu kopya

“G.İ.BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAMALİYE MÜFETTİŞİ GÖRÜŞÜ “G.İ.B. TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE MAL.BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA K.H.K BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI” HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİMİZ 1) Tasarının Genel Gerekçesinde, vergi denetim birimlerinin gelişmiş ülkeler uygulamalarına paralel olarak yeniden yapılandırıldığı belirtilmektedir. tasarıyla yapılan, gelişmiş ülkeler uygulamalarına tamamen terstir......
Ayrıca, yukarıdaki önem kademelendirmesine paralel olarak, coğrafi yönden “mahallinde-bölgede-merkezde” olmak üzere yine üçlü bir kademelendirilmiş yapı görülmektedir. Bu coğrafi kademelendirme özellikle bizim gibi büyük ülkelerde daha belirgindir. Ülkemizde, şu anki durumda küçük işletmeler için mahallinde (illerde) inceleme yapan vergi denetmenleri bulunmaktadır. Bunlar orta çaplı işletmeleri de denetlemektedirler. Bizde eksik olan, münhasıran orta ölçekli işletmeler için bölge merkezlerinde çalışacak vergi inceleme elemanlarının bulunmayışıdır. Ancak tasarıyla bu eksiklik giderilmemektedir. 2) Tasarının Genel Gerekçesinde, Mal.Bakanlığı ile G.İ:Bda ayrı ayrı unvanlar altında yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı ve Gelirler Kontrolörü unvanları kaldırılarak, Maliye Bakanlığında eşgüdüm ve işbirliği içinde yürütülecek şekilde konsolide edildiği belirtilmektedir. Ancak, Maliye Teftiş Kurulu esas itibariyle bir vergi denetim birimi değildir, Maliye Müfettişleri de vergi inceleme elemanı olarak nitelendirilmemektedirler. Bilindiği üzere vergi incelemesini düzenleyen temel Kanunlar 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 4709 sayılı Hesap Uzmanları Kurulu Kurulmasına Dair Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunudur. 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4/j maddesinde “belirlenen temel politikalar ve stratejiler doğrultusunda vergi inceleme ve denetimlerini gerçekleştirmek” Gelir İdaresi Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Başkanlık bu görevi iki birimi vasıtasıyla yerine getirmektedir. Bunlar, Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı ile Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığıdır. Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı taşrada konumlanmış Vergi Denetmenlerinin vergi incelemelerini belirlerken, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı da doğal olarak Gelirler Kontrolörlerinin yapacakları vergi incelemelerini tayin etmektedir. Bu çerçevede ana görev tanımı vergi incelemesi olan 3 ayrı vergi denetim elemanından bahsedilebilir. Bunlar; Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri olup, bu birimlerdeki denetim elemanları aynı zamanda vergi inceleme elemanları olarak da nitelenirler. Vergi Usul Kanununda vergi inceleme yetkisi verilen Maliye Müfettişleri ile Vergi Dairesi Müdürleri ise esas itibariyle vergi inceleme elemanı olmayıp, yaptıkları görevleri gereği vergi inceleme yetkisine haiz görevlilerdir. Bu nedenle, Maliye Teftiş Kurulu hiçbir zaman sadece bir vergi denetim birimi olarak görev icra etmemiş, Bakanlığın teftiş, soruşturma, genel inceleme ve araştırma birimi işlevi her zaman ön planda olmuştur. 3) Tasarının Genel Gerekçesinde, merkez denetim elemanlarının yeni vergi denetim biriminde kariyerlerine uygun olarak çalıştırılacakları belirtilmektedir. Ancak, Maliye Müfettişlerinin kariyeri vergi incelemesi değildir. Maliye Müfettişlerinin asıl işleri esas itibariyle teftiş, sonrasında ise tetkik ve tahkikattır. Vergi incelemesi burada tetkik işlevi içerisinde kısmi bir yer tutar. Diğer deyişle özel sektöre dönük bir iş olan vergi incelemesi, Maliye Teftiş Kurulunun iş hacmi içindeki payı %10’u geçmeyen ikincil bir iştir, kariyerin belirleyici unsuru değildir. Belirleyici unsur kamuya dönük bir iş olan teftiş, yani idarenin denetimdir. 4) Tasarının Genel Gerekçesinde, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığında ayrı ayrı yürütülen vergi denetim hizmetlerinin, Maliye Bakanlığında konsolide edildiği belirtilmektedir. Ancak, bu tasarıyla vergi denetim hizmetleri Maliye Bakanlığında toplanmamakta, tam tersine halen Gelir İdaresi Başkanlığında toplanmış olan vergi denetim hizmetleri dağıtılmaktadır. Halen, görev tanımları nedeniyle mesailerinin hemen tamamını vergi incelemesine ayırmak durumunda bulunan ve bu nedenle de vergi inceleme elemanı olarak da adlandırılan Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü ile Vergi Denetmenlerinin toplam sayıları 3410 (= 300+330+2780) olup bu elemanların, 3110’ u (=330+2780) ile vergi dairesi müdürlerinin tamamı Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak görev yapmakta iken 300 Hesap Uzmanı ise Bakanlık bünyesinde görev üstlenmektedir. Buna göre halen, vergi dairesi müdürleri hariç, salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların % 91’ i (=3110/3410) zaten Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesindedir. Bu durumda, mevcut yapıda “vergi denetiminde çok başlılık bulunduğu” iddiasının geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Tasarı Gelirler Kontrolörlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinden çıkarılarak Bakanlığa bağlanmasını öngörmektedir. Böylece Bakanlığa bağlı salt vergi incelemesi ile uğraşan elemanların sayısı 300’den 630’a çıkarılmakta, aynı zamanda Maliye Müfettişlerinin Bakanlığın merkez ile bağlı ve ilgili kuruluşlarına yönelik diğer tüm teftiş, denetim ve soruşturma yetkileri yok edilerek salt vergi inceleme elemanlarına dönüşümü sağlanmak suretiyle bu sayı 750’ye yükseltilmektedir. Bu değişiklik sonucunda toplam vergi inceleme elemanı sayısında sadece 120 kişilik bir artış meydana gelmiş olmakta, Bakana bağlı vergi inceleme elemanı sayısı 300’den 750’ye yükseltilmekte, 2780 Vergi Denetmeni Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde bırakılmaktadır. Bu değişimin oransal dağılımı ise, vergi inceleme elemanlarının % 21’i Bakanlıkta ve %79’u Gelir İdaresi Başkanlığında olacağını göstermektedir. Bu rakamlardan da görüleceği üzere, asıl tasarının kabulü halinde vergi incelemesi alanında parçalı bir yapı ortaya çıkmakta, esasen vergi ve vergi incelemesi uygulamalarının esas sorumlusu olan Gelir İdaresi Başkanlığının sahip olduğu denetim gücü % 91 den % 79’a düşürülerek zayıflatılmaktadır. 5) Tasarının Genel Gerekçesinde, G.İ.B'nın merkez ve taşra teşkilatının denetim boyutuyla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç bulunduğu belirtilmektedir. Ancak tasarı vergi denetim modelini değil, Maliye Bakanlığının denetim yapısını değiştirmektedir. Tasarının Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının görevlerini belirleyen 4 üncü maddesi Başkanlığın görev alanını sadece vergi incelemesi ile sınırlandırmaktadır. Söz konusu maddede 14 bent halinde sayılan görevlerin tamamı vergi incelemesine yöneliktir ve tek bir bent halinde toplanması mümkündür. Kaldı ki, zaten Vergi usul Kanununun 134 ve takip eden maddelerinde ayrıntısıyla düzenlenmiş olan vergi inceleme yetkisinin bu tasarıda da düzenlenmesi gereksiz bir mükerrerlik doğurmaktadır. Tasarı esasen sadece vergi incelemeleri konusunda yenilik içermeyen bir düzenleme getirmekte, buna karşılık Bakanlığın teftiş ve idari denetim yapısını ise tamamen çökertmektedir. Bir başka ifade ile bu tasarı, özü itibarıyla, Maliye Teftiş Kurulunu ortadan kaldırmak suretiyle “Maliye Bakanının” gelir idaresi de dahil olmak üzere merkez ve taşra birimleri üzerindeki denetimini kaldırmaktadır. Bu nedenle, tasarıyla vergi incelemesinde çok başlılık kaldırılıyor izlenimi verilmek istense de, temel teftiş ve soruşturma yetkisi yok edilmek suretiyle, aslında Maliye Bakanlığının genel denetim gücü açıkça zaafa uğratılmaktadır. Halbuki, iyi bir vergi idaresi tasarımında, idarenin uygun yetkilerle donatılması yanında, bu yetkilerin hem devlet, hem de mükellef hukukunu gözeten bir anlayışla kullanılıp kullanılmadığını izleyecek, mükellefler tarafından vaki olacak ihbar ve şikâyetleri değerlendirecek bir “teftiş ve soruşturma” biriminin mevcudiyeti, denetim ihtiyacının “olmazsa olmaz” bir diğer boyutunu teşkil etmektedir. Bu ihtiyacın göz ardı edilmesi halinde, uzun vadede kaçınılmaz biçimde idarenin; “yozlaşması”, “etkinlikten uzaklaşması”, “mükellefler bakımından gönüllü uyum eğiliminin azalması” sonuçları ortaya çıkacaktır. 6) Tasarı T.C.Anayasası, 3046 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen Temel Kanun ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile uyumlu değildir............
Nitekim anılan madde içeriğine bakıldığında Maliye Müfettişlerinin görevleri sayılırken tamamen bu kapsamdaki hususlara yer verildiği görülmektedir.
Maddenin (a) bendinde genel, katma ve özel bütçeli dairelerle fonlar ve döner sermayeli kuruluşların (b) bendinde imtiyazlı şirketlerin (c) bendinde dernek vakıf ve sendikaların teftişine yer verilmiştir.
Dikkat edileceği üzere,
Maliye Müfettişlerinin görev ve yetkilerini düzenleyen Kanun maddesinin hiçbir yerinde vergi incelemesine yapılmış bir atıf yoktur. Maliye Müfettişlerinin bu konudaki yetkisi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 135 inci maddesinde yer alan bir düzenlemeyle sağlanmaktadır. Bakanlığın teftiş, denetim ve soruşturma yükümlülüğünü 129 yıldan beri aksatmadan yürütmekte olan Maliye Teftiş Kurulu, önemli yolsuzluk olaylarının incelenmesinde ve vergi dairesi teftişlerinde vergi inceleme yetkisini tamamlayıcı bir unsur olarak kullanmıştır. Tasarı ile Teftiş Kurulu açısından tali nitelikteki bu yetki ön plana çıkarılarak Maliye Teftiş Kurulu mensupları salt vergi inceleme elemanı olarak değerlendirilerek ortadan kaldırılmaktadır. Dolayısıyla, tasarlanan modelle Maliye Müfettişlerinin katılımı ile Bakanlığın sayısal olarak vergi inceleme kapasitesi kısmen artırılırken, Anayasa ve kanunların öngördüğü teftiş birimi yok edilmek suretiyle gerçekte Bakanlığın işleyişine ve idari yapısına çok daha büyük zarar verilmektedir. Ayrıca sorun sadece bir Kanunlar arası uyumsuzluk sorunundan ibaret olmayıp, Bakanın merkez ve taşra teşkilatı üzerindeki denetim görev ve yetkisini kullanan Maliye Teftiş Kurulunun ortadan kaldırılması ile bir bütün halinde Maliye Bakanlığı ciddi risklerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu çelişkiyi gidermek için yapılması gereken Teftiş Kurulunun kaldırılması değil, zorunlu görülmesi halinde yeniden organize edilmesidir. Aksi takdirde, tasarı ile oluşturulan Vergi Denetim Kurulunun yetkilerinin sadece vergi incelemelerine dönük olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda, Bakanlık bünyesinde yeni bir teftiş kurulu oluşturulmak zorunda kalınacaktır. Esasen bu çelişkili durum bile söz konusu tasarının niçin yasalaşmaması gerektiğine tek başına gerekçe teşkil etmektedir.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur. MALİYE MÜFETTİŞLERİ DERNEĞİ

Bağlantı Denetimlere eleştiri Denetimlere eleştiri
Artan vergi denetimleri, tepki çekerken, iş dünyası, “Denetimler sıkıntıdaki esnafı daha da zorluyor” diyor. Maliye ise, uygulamanın Konya’ya özgü olmadığını belirtiyor
“SIKINTI DAHA DA ARTIYOR”
Maliye Bakanlığı’nın geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olarak uygulamaya koyduğu ve şimdi de ‘gönüllü uyumluluk’ adı altında yürüttüğü vergi denetimleri tepkiye neden oldu. Mükellefler işlerin durgun olduğu dönemde artan denetimlerin sıkıntıyı daha da artırdığını belirterek, “Denetimler, zorla matrah artırımına dönüştü” değerlendirmesini yapıyor. Uygulamanın vergi barışını bozduğu ifade ediliyor.

“DENETİMLER EĞİTİCİ OLMALI”
Konya Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, vergi denetimlerinin eğitici ve hukuki olmadığını dile getirerek, vatandaşı Maliye’ye çağırıp ‘matrah artır’, ‘fazla göster’ demenin yanlış olduğunu vurguladı. Maliye’nin yasal olmayan yollara başvurmamasını isteyen Üzülmez, denetimlerde kayıt dışını ve mükellefi kayıt altına alma noktasında eğitici olunması gerektiğini söyledi.

“MÜKELLEFLERİN SIKINTILARI DAHA DA ARTTI”
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Konya Şube Başkanı Ahmet İçyer de, yeni işe başlamış iş hacmi olmayan firmalardan dahi belirli matrahlar istendiğini dile getirdi. Vergi Dairesi’nin mükelleflerin ortağı konumunda olduğunu da belirten Ahmet İçyer, “Bu ortaklıkta, ortaklar hem işletmeleri hem de birbirlerini iyi anlamalılar” dedi. Vergi uzmanları ise, denetimlerin herhangi bir ille sınırlı olmadığını kaydetti.

Matrah tartışması

Maliye’nin ‘gönüllü uyumluluk’ adı altında denetimleri artırması çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Vergi barışının bozulmaması istenirken, vergi uzmanları geçmişe dönük fatura kesilmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor

Maliye Bakanlığı’nın geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olarak uygulamaya koyduğu ve şimdi de gönüllü uyumluluk olarak ifade ettiği vergi denetim uygulamaları mükellefin tepkisine neden oluyor. Mükellefler işlerin durgun olduğu dönemde artan denetimlerin sıkıntıyı daha da artırdığını savunuyor. Denetimlerin ‘zorla matrah artırımına’ dönüştürüldüğüne işaret eden mükellefler, uygulamanın vergi barışını bozduğuna işaret ediyor.
“DENETİMLER EĞİTİCİ VE HUKUKİ OLMALI”
Konuyla ilgili olarak değerlendirme yapan Konya Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, mükellefle Maliye Bakanlığı arasında başlatılan vergi barışının bozulmamasından yana olduklarını söyledi. Ancak yapılan vergi denetimlerinin eğitici ve hukuki olmadığına işaret eden Hüseyin Üzülmez, yapılanların vergi barışını bozacağı uyarısında bulundu.
Maliye’nin, vatandaşın vergi kaçırdığı kanaatine sahipse inceleme yapıp ceza kesebileceğini aktaran Hüseyin Üzülmez, vatandaşı Maliye’ye çağırıp ‘matrah artır’, ‘fazla göster’ demenin yanlış olduğunu vurguladı. Hüseyin Üzülmez, Maliye’nin yasal olmayan yollara başvurmamasını istedi ve buna karşı olduklarını söyledi.
Vergi denetimlerde iki temel amacın olduğunu kaydeden Üzülmez, bunların kayıt dışını kayıt altına almak ve mükellefi kayıt altına alma noktasında eğitici olmak olduğuna dikkat çekti.
“MÜKELLEFLERİN SIKINTILARI DAHA DA ARTTI”
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Konya Şube Başkanı Ahmet İçyer de, vergi denetimleri yüzünden mükellefin sıkıntılı olduğunu yineledi. Ahmet İçyer, denetimleri kast ederek 3 yıldır aynı şeyin yapıldığını, geçmişte ‘rızaen matrah artırımı’ olan ve şimdi ‘gönüllü uyumluluk’ olarak ifade edilen denetimlerin tehditle matrah artırımına dönüştürüldüğünü söyledi.
Vergi denetimlerinde yaşanan sıkıntıları da gözler önüne seren Ahmet İçyer, yeni işe başlamış iş hacmi olmayan firmalardan dahi belirli matrahlar istendiğine vurgu yaptı. İçyer, bu durumda mükelleflerin gidip kendi durumlarını Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğüne izah etmelerini istedi. İçyer, “Yeni kurulmuş olanların, zarar edenlerin, herhangi bir cirosu olmayanların ve düşük satışları olan firmaların bu grup müdürlüğüne kendini anlatması gerekir” dedi. Bu arada çok büyük cirolar yaptığı halde düşük matrahlar beyan edenlerin de bunun sebebini açıklayacak makul cevaplar bulmak zorunda olduğuna işaret eden İçyer, değilse Maliye’nin geçtiğimiz yıllarda da uyguladığı interaktif denetimlerle karşı karşıya kalınacağı uyarısında bulundu. İçyer, ayrıca şu an banka hesaplarında para dolaşımlarının Maliye tarafından kontrol edildiğini, hesapta dolaşan parayı işyerleri ile ilişkilendirerek kişilerden hesap sorulduğunu kaydetti.
Vergi Dairesi’nin mükelleflerin ortağı konumunda olduğunu da belirten Ahmet İçyer, “Bu ortaklıkta, ortaklar hem işletmeleri hem de birbirlerini iyi anlamalılar. Vergi Dairesi bunu düşünmeli” değerlendirmesini yaptı. İçyer, firmalarsa kayıt düzeni içerisinde kalmaya özen göstermesini isteyerek, “Çünkü kayıt düzeni içerisinde kalmayan kişiler diğer firmalara karşı haksız rekabet uygulamış oluyorlar” dedi.
“DENETİMLER KONYA’YA ÖZGÜ DEĞİL”
Öte yandan vergi uzmanları, denetimlerle geçmişe yönelik fatura kestirilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vergi Dairesi’nin denetimlerde geçmişe yönelik hatalı beyanların düzeltilmesini istediğini kaydeden uzmanlar, “Geçmişe dönük fatura düzeltilmesi teknik olarak mümkün değil. Ama mükellefin o dönemde işi yaptığı dönemdeki gelir beyanı ve kurumlar beyanını düzeltmesini tavsiye ediliyor” dedi. Mükelleflerin bir kısmına yanlış yönlendirmelerle ‘geçmişe yönelik fatura kesin’ denildiğini kaydeden uzmanlar, mevzuatın böyle bir yola başvurmadan beyanı düzeltme imkânı sağladığını dile getirdi. Vergi uzmanları, denetimlerin 3 yıl önce Ankara’da başladığını ve Türkiye geneline yayıldığını kaydederek, “Konya’ya özgü bir durum yok” yorumunu yaptı.

Tarih: 19:05, 22/5/2008 Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil ÇİÇEK, 7 Nisan 2008 Tarihli Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında özetle; “Mevcut durumda vergi denetimlerinin dört ayrı birim tarafından yapıldığını belirterek, vergi gelirlerinin artırılması, vergi denetiminde etkinlik ve uygulama birliğinin sağlanması, denetim elemanlarının eş güdüm ve işbirliği içinde çalışmalarını sürdürebilmesi amacıyla, maliye müfettişliği, hesap uzmanlığı, gelirler kontrolörlüğü ve vergi denetmenliği unvanlarının kaldırılıp bunların ‘Vergi Denetçisi’ unvanı altında birleştirildiğine ilişkin tasarının Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını” ifade etmiştir. Ancak, TBMM’ye sevk edilen mevcut tasarıda hükümetin açıklamalarının aksine, tek çatı altında bir denetim yapısı yerine ikili bir yapı öngörülmektedir. Bu tasarı ile gerek bilgi ve donanım gerekse sayısal bakımdan denetim gücünün büyük çoğunluğunu oluşturan ve vergi incelemelerinin yüzde doksanını gerçekleştiren 2 bin 779 vergi denetmeni söz konusu çatının dışında bırakılmış ve bu durum vergi denetmenleri camiasında büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Tasarıyla oluşturulmak istenen yapının, Sayın Başbakanımızın da rahatsızlığını defalarca dile getirdiği mevcut yapısal sorunları çözemeyeceği düşünülmektedir. Bu nedenlerle, Sayın Cemil ÇİÇEK’in açıklamalarında belirtilen yapılanmanın oluşturulabilmesi için tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, kamuoyunda yaratılan beklentilere ve Avrupa Birliği normlarına uygun, vergi denetiminde etkinlik ve verimliliği sağlayacak şekilde, Maliye’deki dört denetim biriminin aynı unvan altında birleştirilmesi amacıyla yeniden düzenleneceğini umuyor ve saygılar sunuyoruz. VERGİ DENETMENLERİ DERNEĞİ
Tarih: 17:02, 14/5/2008 Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı Vergi denetmenleri tek çatıda ‘AB’ye uyun’ dedi Vergi denetmenleri tek çatıda ‘AB’ye uyun’ dedi Vergi Denetmenleri Derneği, Maliye Bakanlığı’ndaki denetim birimlerini tek çatı altında toplanmasını öngören yasa tasarısını, gazetelere verdiği ilanlarla eleştirdi ve AB normlarına uygun düzenleme yapılmasını istedi. REUTERS 14 Mayıs 2008 Çarşamba ANKARA - Uzun süredir üzerinde çalışılan ve IMF’nin de talepleri arasında yer alan Maliye Bakanlığı bünyesindeki denetim birimlerinin “tek çatı” altında örgütlenmesini öngören yasa tasarısı, geçen hafta TBMM Başkanlığı’na sunulmuştu. “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümetimize Duyuru” başlığıyla verilen ilanda, tasarıda tek çatı altında bir denetim yapısı yerine ikili bir yapı öngörüldüğü belirtilerek, “Bu tasarı ile gerek bilgi ve donanım, gerekse sayısal bakımdan denetim gücünün büyük çoğunluğunu oluşturan ve vergi incelemelerinin yüzde 90’ını gerçekleştiren 2,779 vergi denetmeni söz konusu çatının dışında bırakılmış ve bu durum vergi denetmenleri camiasında büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur” denildi.

Tasarıyla oluşturulmak istenen yapının Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği mevcut yapısal sorunları çözemeyeceği vurgulanan ilanda, “Kamuoyunda yaratılan beklentilere ve Avrupa Birliği (AB) normlarına uygun, vergi denetiminde etkinlik ve verimliliği sağlayacak şekilde, Maliye’deki dört denetim biriminin aynı unvan altında birleştirilmesi amacıyla yeniden düzenleneceği umuyoruz” denildi.

Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) bünyesinde ayrı ayrı unvanlar altında yürütülen vergi denetim hizmetleri, Maliye Bakanlığı’nın eşgüdümünde yürütülecek şekilde birleştiriliyor. Buna göre, maliye müfettişi, hesap uzmanı ve gelirler kontrolörü unvanları kaldırılarak, bu alanda görev yapan denetim elemanlarının tümü “maliye denetçisi” olacak. Vergi denetmenleri ise halen mevcut yapıda çalışmaya devam edecekler ve vergi dairesi başkanlıkları bünyesinde görevlerini sürdürecekler.

20 Haziran 2008 Cuma

17 Haziran 2008 Salı

En güvenilmez üç bakan tipi

bu yazıyı alıntıdır http://azveoz.blogspot.com/search?updated-max=2008-05-02T16%3A02%3A00%2B03%3A00&max-results=9
AKP tüm bakanlarını itina ile seçmişe benziyor hepsi aynı kalitede adamlar ama ben aşağıdaki üç bakana daha bir sinir oluyorum.

Sadece yüz ifadelerine bile bakarak, güvensizlik hissine kapılacağınız ilk 3 bakan şu şekilde:


1) Kemal UNAKITAN - Maliye Bakanı

17 Nisan 2003 tarihinde önce mısır ithalatındaki gümrük vergisi %20'ye indiriliyor. Ağustos 2003 tarihinde Kemal Unakıtan’ın oğlu 4000 ton mısır ithal ediyor, İthalat işlemi bittikten sonra, 8 Ağustos 2003 tarihinde mısır ithalinde gümrük vergisi yeniden %45′e çıkarılıyor. Abdullah Unakıtan. pastörize yumurta ithalatı işine de giriyor. Önce şirketi AB Gıda San. ve Tic. A.Ş.’ye 2,5 milyon YTL’lik teşvik belgesi veriliyor. İşe başlamadan önce pastörize yumurtada KDV oranları %18′den %8′e iniyor



2) Faruk ÇELİK - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

Şu an 58 ve 60 olan emeklilik yaş hadlerini, 65 yaşa çıkarmak için uğraşıyor. Böylelikle ortalama yaşam süresi 67 yıl olan Türkiye'de çoğu kişi emekli olamadan ölecek.




3) Binali YILDIRIM - Ulaştırma Bakanı

Hızlandırılmış tren faciaları ile onlarca vatandaşın ölümünden sorumlu. İstifa etmesi beklenirken zeytinyağı gibi üste çıkmayı bildi.

16 Haziran 2008 Pazartesi

AHMET YAVUZ

ahmet.yavuz@zaman.com.tr Ekonomi

Vergi denetmenleri terfi edebilmeli

Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve vergi uygulamalarının herkes tarafından arzu edilen bir noktaya getirilmesi, daha iyi çalışan güçlü bir vergi idaresi ve etkin bir vergi denetimi yapısının oluşturulmasına bağlı. Denetim kelimesinden ise sadece vergi incelemesi anlaşılmamalı. Vergi denetimi, geniş manada vergi idaresinin merkez ve taşra örgütünün iç denetime tabi tutulmasını ve lüzumu halinde vergi personelinin soruşturmalarının yapılmasını da kapsıyor.

Ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutları gittikçe artıyor. Nitekim bu husus, 2007-2013 yıllarını kapsayan 1. Kalkınma Planı'nda açıkça ifade edildi. Bu artışı engelleyecek temel unsur denetim gücüdür. Kayıt dışı ile mücadelede takip edilmesi gereken politika cari dönem için etkin ve yaygın denetimdir. İnceleme ve denetim gücünün koordineli ve etkili bir şekilde çalışması mükelleflerin incelenmekten çekinerek beyanlarını doğru şekilde vermelerini sağlar. Bu yüzden önemli olan, sınırlı sayıdaki mükellefi inceleyerek yorum farkından kaynaklanan matrah farkı bulmak değil, büyüklü küçüklü tüm mükellefler nezdinde inceleme oranını yüzde 2'lerden 10'lara çıkarmaktır. Bu da mevcut inceleme elemanı sayısını artırmak ve denetim elemanlarını düzenli bir şekilde koordine etmekle mümkün olur. Bu koordinasyon ihtiyacı sebebiyle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bizzat takip ettiği vergi inceleme birimlerinin birleştirilmesini de sağlayacak kanun tasarısı bir ay önce hükümet sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kamuoyunun bilgisine sunulmuştu. Tasarı kamuoyu ile paylaşılmazdan önce birçok söylenti çıktı. Ancak geçen hafta basına yansıyan tasarı, bu söylentilerin neredeyse tamamını asılsız çıkardı. Öyle ki; gelir idaresinin müsteşarlık şeklinde örgütleneceği, bu müsteşarlık bünyesinde 5 genel müdürlüğün kurulacağı, şimdiki 29 vergi dairesi başkanlığı yerine 21 bölge başkanlığının olduğu bölge sistemine geçileceği ifade ediliyordu. Ancak bu tür düzenlemeler tasarıda yok. Başlangıçta olup sonra vazgeçilmiş de olabilir.

Tasarı ile halen merkez denetim elemanlarının görev yaptığı birimler olan Maliye Bakanlığı bünyesindeki Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelir İdaresi Başkanlığı'ndaki Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı kaldırılarak bunların yerine Maliye Bakanlığı teşkilat yapısında doğrudan bakana bağlı 'Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı' birimi oluşturulacak. Söz konusu vergi denetim elemanları, bu birime bağlanmak suretiyle 'Maliye Denetçisi' unvanı altında birleştirilecek. Maliye Bakanlığı'nın, Maliye müfettişi ve hesap uzmanlarına ait bin 618, gelirler kontrolörlerine ait 900 olmak üzere toplam 2 bin 518 kadro iptal edilirken, çeşitli derecelerde bin 251 maliye denetçisi kadrosu ihdas ediliyor.

Vergi daireleri ihmal edilmesin

Vergi denetim elemanları sayısının yetersiz olduğu ve kadroların doldurulması gerektiği her kesim tarafından paylaşılan bir gerçek iken, tasarıda vergi denetim kurulu başkanlığı bünyesindeki denetim elemanı kadrosunun azaltılmasını anlamak zor. Ayrıca, 'denetimde çok başlılık var, koordinasyonda zorlanıyor' deniliyor ve 3 ayrı denetim birimi tek çatı altında birleştiriliyor. Üç ayrı denetim birimi birleştikten sonra ne koordine edilecek ki? Bir de denetim koordinasyon kurulu kuruluyor. Kontrolörlere sözlü mülakat sınavı yapılacak deniyordu. Bu da tasarının ilk halinden çıkarıldı. Bence de anlamsızdı ve güzel bir başlangıç için hiç de hoş değildi. Çıkarıldığı iyi oldu.

Tasarı vergi denetmenleri ile ilgili herhangi bir düzenleme içermiyor. Böyle köklü bir değişikliğe gidilirken vergi denetmenlerine de dikey yükselme imkânı verilebilir. Böylece taşrada görev yapan vergi denetmenleri de motive edilmiş olur. Dikey yükselme sicil ve sınavla olabileceği gibi vergi denetmenlerinin yeterlilik sınavında ilk 5'e veya 10'a girenlerin otomatikman Kurul'a alınması şeklinde de olabilir.

Diğer yandan, özenle seçilen ve meslekî konularda yetiştirilen vergi denetim elemanlarına özel sektörden çok talep geliyor. Bu elemanlardan kamunun yeterince yararlanabilmesi için ciddi ölçülerde reel kayba uğramış özlük haklarının düzeltilmesi gerekiyor. Denetim elemanları, daha önce yeminli mali müşavirlik sınavından muafiyet avantajı sayesinde tahammül ettikleri şartların sınav mecburiyetinin de getirilmesiyle katlanılmaz bir hal aldığını söylüyor.

Son olarak, bu tartışmalar hep çatıyla ilgili. Vergi daireleri bu işin aslı ve esası. Eğer bir şeyler yapılacaksa asıl buralar ihmal edilmemeli. Vergi dairelerinin otomasyonu tamamlanmalı. İnsan unsuru gelir uzmanları ile daha donanımlı, cevval ve güvenilir hale getirilmeli. Vergi dairelerinin yönetim kadroları çok önemli. İstanbul'da milyar YTL'lik iadelere imza atan müdürler var. Buralarda yönetici olacak kişilerin dürüst ve cesur olması şart.

2 Haziran 2008 Pazartesi

26 Mayıs 2008 Pazartesi

bakan yasakladı

25.05.2008


Maliye Bakanı, bürokratların basın organlarıyla temas etmesini yasakladıMaliye Bakanı Kemal Unakıtan, Bakanlık bürokratlarının kendi yetki alanlarına giren konularda bile yorum ya da değerlendirme yapmasını sevmiyor. Bu nedenle Maliye Bakanlığı’nda yürüyen çalışmalarla ilgili birçok gelişme kamuoyuna “İ

smini vermek istemeyen bir Maliye yetkilisi” ya da “Üst düzey bir Maliye bürokratı” ifadeleriyle yansıyor. Ancak bu formülle by-pas edilmekten pek de hoşlanmayan Bakan Unakıtan, birkaç haftadır bakanlık çalışmalarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan haberler üzerine çareyi “Sus Genelgesi” çıkarmakta buldu. Unakıtan yayınladığı iç genelgeyle, bürokratların basın organlarıyla temas etmesini, bilgi, belge vermelerini yasakladı. Genelgede, “bazı personelin Bakan’ın izni olmaksızın basına kamu görevlerine ilişkin bilgi verdiği” belirtilerek, bürokratların basınla temas etmesinin mevzuata da aykırı olduğu vurgulandı. Bakan Unakıtan, 2004 yılında da benzeri bir genelgeyle bürokratlarına konuşmayı yasaklamıştı. Bakanlık koridorlarında bahsedildiği şekliyle Bakan Unakıtan, bürokratlarına yine bir “ayar” vermiş oldu.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

tbmm

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil ÇİÇEK, 7 Nisan 2008 Tarihli Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında özetle;

“Mevcut durumda vergi denetimlerinin dört ayrı birim tarafından yapıldığını belirterek, vergi gelirlerinin artırılması, vergi denetiminde etkinlik ve uygulama birliğinin sağlanması, denetim elemanlarının eş güdüm ve işbirliği içinde çalışmalarını sürdürebilmesi amacıyla, maliye müfettişliği, hesap uzmanlığı, gelirler kontrolörlüğü ve vergi denetmenliği unvanlarının kaldırılıp bunların ‘Vergi Denetçisi’ unvanı altında birleştirildiğine ilişkin tasarının Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını” ifade etmiştir.

Ancak, TBMM’ye sevk edilen mevcut tasarıda hükümetin açıklamalarının aksine, tek çatı altında bir denetim yapısı yerine ikili bir yapı öngörülmektedir. Bu tasarı ile gerek bilgi ve donanım gerekse sayısal bakımdan denetim gücünün büyük çoğunluğunu oluşturan ve vergi incelemelerinin yüzde doksanını gerçekleştiren 2 bin 779 vergi denetmeni söz konusu çatının dışında bırakılmış ve bu durum vergi denetmenleri camiasında büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur.

Tasarıyla oluşturulmak istenen yapının, Sayın Başbakanımızın da rahatsızlığını defalarca dile getirdiği mevcut yapısal sorunları çözemeyeceği düşünülmektedir.

Bu nedenlerle, Sayın Cemil ÇİÇEK’in açıklamalarında belirtilen yapılanmanın oluşturulabilmesi için tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, kamuoyunda yaratılan beklentilere ve Avrupa Birliği normlarına uygun, vergi denetiminde etkinlik ve verimliliği sağlayacak şekilde, Maliye’deki dört denetim biriminin aynı unvan altında birleştirilmesi amacıyla yeniden düzenleneceğini umuyor ve saygılar sunuyoruz.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

12 Mayıs 2008 Pazartesi

yeni tasarı

dün ve bugün degişen yok

GELİRLER KONTROLÖRLERİ DERNEĞİ
BASIN BÜLTENİ
Tasarıyla Gelirler Kontrolörleri Tasfiye Edilmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, 09.03.2005 Çarşamba günü Plan ve Bütçe Komisyonunda gündeme alınacaktır.
Tasarıyla Gelirler Genel Müdürlüğünün mevcut yetkileri politika belirleme ve uygulama olarak ikiye bölünüyor. Devlet gelirlerine ilişkin politikayı hazırlamak, kanun ve tüzüklerle ilgili değişiklikleri hazırlamak, devletin gelir bütçesini hazırlamak, ikili veya çok taraflı vergi anlaşmalarını yapmak gibi gelir idaresini güçlü kılan yetkileri Gelir İdaresinden alınarak “Maliye bürokrasi”sine verilmekte, gelir idaresine ise sadece uygulama kalmaktadır.
Gelir idaresinin asli bir fonksiyonu olan vergi denetim işlevinin bir kısmı da gelir idaresi dışında tutularak Maliye Bakanlığına bırakılmaktadır. Gelir İdaresinin, vergi incelemesini yürütecek denetim elemanları Bakanlıkça belirlenen temel politika ve stratejiler doğrutulsunda inceleme yapmak zorunda bırakılarak vesayet altına alınmak istenmektedir.
Şimdiye kadar hazırlanan altı taslakta olduğu gibi, TBMM’ye sevk edilen Gelir İdaresine ilişkin yasa tasarısında da Gelirler Kontrolörlerinin birçok hakkı Maliye Bürokrasisince elinden alınmaktadır. Mevcut durumda gelir idaresinin en üst makamı olan Gelirler Genel Müdürüne doğrudan bağlı olan Gelirler Kontrolörleri; tasarıyla daha alt bir konum olan ve hiçbir kurumun denetim biriminde olmadığı şekilde daire başkanlığına dönüştürülerek tenzil-i rütbeye uğratılmaktadır. Diğer taraftan hiçbir denetim biriminde görülmeyen “ taşra denetim elemanlığından merkez denetim elemanlığına geçiş” bu tasarı ile getirilmek istenmektedir. Bu düzenlemelerle bazı kişi ve gruplar kendilerine rakip gördükleri Gelirler Kontrolörlüğü mesleğini yok etmek istemektedir.
Tasarıda görülen diğer eksiklikler;
• Merkez Denetim Elemanları Tek çatı altında toplanmamıştır.
• Tasarı mükellefe hizmet konusunda herhangi bir yenilik getirmemektedir.
• Tasarıda merkez teşkilatı hakkında geniş düzenlemelere yer verilirken, gelir idaresinin taşra teşkilatına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmamış konu keyfi düzenlemelere açık bırakılmıştır.
• Amaç mükellefe hizmeti hedefleyen yatay örgütlenme iken bürokrasi yaratan dikey örgütlenme esas alınmıştır.
• Uygulama birimi olan gelir idaresinde vergi denetim birimleri zayıf bırakılarak kayıt dışı ile mücadele sekteye uğratılmaktadır.
• Tasarıda idare ve vergi hukukumuzda tanımı bulunmayan ibaralere yer verilmiştir. (Grup başkanı, Grup Müdürü, Bakanlık Denetim Birimi, Verginin silinmesi, Gönüllü uyum vb.)
• Gelir politikası belirleme süreci tanımlanmamıştır.
Gelirler Kontrolörleri camiası olarak temennimiz; tasarıdaki eksikliklerin ülke menfaatleri dikkate alınarak, giderilmesi ve etkin bir gelir idaresinin kurulması doğrultusunda Yüce Meclisin gerekli düzenlemeleri yapmasıdır. 06.03.2005/ANKARA
Gelirler Kontrolörleri Derneği


Tarih: 10:05, 12/5/2008
Yorum (0) | Bağlantı

dün ve bugün hic birşey degişmedi

SAYIN BAŞBAKANIMIZA
SAYIN MİLLETVEKİLLERİMİZE
VE KAMUOYUNA
Gelirler Kontrolörleri camiası olarak Gelir İdaresinin Yeniden niden Yapılanmasına Yönelik Tasarıya ilişkin aşağıda yer verdiğimiz görüşlerimizi Yüce Meclisimiz, Başbakanımız ve kamuoyu ile ile paylaşma zorunluluğu duyuyoruz.
"Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Tasarısı " 02.03.2005 tarihinde TBMM Başkanlığına sevk edilmiş bulunmaktadır. Tasarının genel gerekçesinde yer verildiği üzere gelir idaresi bugünkü yapısı itibariyle değerlendirildiğinde; merkez ve taşra teşkilatının yönetsel bir bütünlük arz etmediği, vergi politikası oluşturma sürecinin yetersiz bulunduğu, çalışanların motivasyonunun yetersiz olduğu, nitelikli insan gücünün elde tutulamadığı, teknolojik altyapının geliştirilmesi gerektiği, mükelleflere etkin ve kaliteli hizmet sunulamadığı, bu nedenle gelir idaresinin yeniden yapılanması gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
Tasarı bir bütün olarak bu gerekçe ve 1 inci maddesinde yer alan amaçlarla birlikte değerlendirildiğinde;
-Kayıtdışı ekonomi ile mücadelenin en önemli unsuru olan vergi denetimini etkin ve objektif kılacak yeni bir yapılanma modeli önerilmemektedir. IMF, Dünya Bankası, Akademisyenler ile TÜSİAD gibi sivil toplum örgütlerince yapılan çalışmalarda vurgulanan vergi inceleme yetkisini haiz merkez denetim birimleri arasında varolan çok başlılık sorunu giderîlmemiştir.
-Gelir idaresi içerisinde, Türk kamu yönetiminde merkez denetim biriminin en üst idari amire bağlı kariyer mesleği olarak örgütlenmesi ilkesine uyulmamıştır. Böylece bağımsız, tarafsız ve etkin çalışacak örgütlenme sağlanamamıştır.
-Şeffaf ve katılımcı bir gelir idaresinin oluşturulmasını sağlamayacaktır. Çünkü tasarının hazırlanma sürecinde şeffaf ve katılımcı bir çalışma tarzı benimsenmemiştir. Tasarı sadece bazı grupların görüşü çerçevesinde hazırlanmıştır.
-Vergi politikasının oluşturma sürecindeki yetersizlikleri gidermemektedir
- Çalışanların motivasyon eksikliklerini giderecek düzenlemeleri içermemektedir.
- Tasarı ile etkin ve kaliteli hizmet sunabilecek, mükellef odaklı bir yapılanma sağlanamayacaktır. Taşra örgütüne ilişkin getirilen düzenlemeler yetersizdir.
- Hesap verebilir, dürüst verimli ve etkin bir gelir idaresinin oluşturulmasında ihdas edilen 52.175 kadroda görev yapacak personelin iş ve işlemlerinin iç denetimine ilişkin düzenleme içermemektedir
Bütün bu eksikliklerle birlikte tasarı bu haliyle yasalaştığı takdirde, yeniden yapılanmayı zorunlu ve gerekli kılan unsurların en önemlisi olan oligarşik bürokrasinin kırılması mümkün olmayacak, aksine daha da güçlenecektir.
Sorumluluk sahibi Gelirler Kontrolörleri camiası olarak yukarıda sunduğumuz eksiklikleri ülkemizin yüksk menfaatlerini her zaman ön planda tutan Yüce Meclisimize, Başbakanımıza ve kamuoyuna duyurmayı bir görev bilmekteyiz.

Tarih: 10:03, 12/5/2008
Yorum (0) | Bağlantı

dün hesap uzmanı

eğişim ve Değişmesi Gerekenler...
Bilindiği üzere, son aylarda basın yayın organlarında “Gelir İdaresi’nin Yeniden Yapılandırılması” başlığı altında çeşitli haber ve yorumlar yer almaktadır. Ancak kamuoyunun gündemine, gelir (vergi) politikasının ve bu politikayı yürüten idari birimlerin sorunlarının ve örgütlenme modelinin tartışılması biçiminde sunulması gereken bu konu, bütün çabasını değişimi “fırsata” çevirme gayreti içindeki dar grupların çıkardığı karmaşayla yön değiştirmiş ve sonuç olarak bu grupların nasıl “terfi” edebileceklerinin tartışıldığı bir düzeye indirilmiştir. Üstelik konunun bu düzeye indirilmesiyle de yetinilmemiş; var olan kimliklerinden rahatsız oldukları için statü ve kimlik avcılığına soyunan aynı çevreler, “ülke çıkarı” gibi bazı değerlerin arkasına saklanarak önce Maliye Bakanı’na bağlı olarak üst düzey denetim yapan Hesap Uzmanları Kurulu’nu ve mensuplarını eleştirmeye çalışmışlar, sonra da kendilerince eleştirdikleri, ancak “tek çatı” yaklaşımıyla ulaşmak istedikleri sonucu (statüyü) işaret ederek Hesap Uzmanları Kurulu ile “birleşmek” şeklindeki niyetlerini ortaya koymuşlardır. Hangi şekilde sunulmaya çalışılırsa çalışılsın, hangi hamasi repliklerin arkasına saklanılmış olursa olsun; kamusal denetimin etkinliğini azaltmak ve hatta yok etmek dışında bir sonuç vermeyecek formül ve söylemler, bireysel çıkar kaygılarının dışavurumundan başka bir anlam taşımamaktadır.
Bu gelişmeler içerisinde daha da vahim olanı, yukarıda belirtilen kişi ve grupların; hukukun, aklın ve mantığın sınırlarını zorlayacak bir yaklaşım sergileyerek, kendi çıkarlarına uygun bir yasal düzenleme yapılamaması halinde, yasaların yüklediği görevleri yapmayacakları tehdidiyle, yasama ve yürütme gücünü etkileyebileceklerini düşünmeleri ve bu konuda çaba göstermeleridir.
Bağlı oldukları birimin yeniden yapılandırma çalışmalarına katkı sağlamak ve bu şekilde de kendi gerçekleriyle hesaplaşmak yerine, konuyu bütün platformlarda “terfi ve statü talebi” biçiminde sunan bu grupların taleplerinin, esasında hangi “gerekçelere” dayandığını görebilmek için, öncelikle Türkiye’de vergi denetiminin nasıl yürütüldüğünü kısaca görmek yararlı olacaktır.
Türkiye’de vergi denetimi tek çatı altında yapılmaktadır; bu çatı da Maliye Bakanlığı’dır. Maliye Bakanlığı çatısı altında ve her gelişmiş ülkede olduğu gibi, vergi yükümlülerinin belli ölçütlere göre segmentasyonu çerçevesinde, çok kademeli olarak yürütülen vergi denetiminin üst kademesini Maliye Bakanı’na bağlı ve Bakan adına denetim yapan Hesap Uzmanları Kurulu ile Maliye Teftiş Kurulu oluşturmaktadır. Bu kademede “Kurul” sıfatını haiz başka bir denetim birimi mevcut değildir. Sonraki kademe ise Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde Gelirler Kontrolörlerince yürütülen merkezi denetim ve daha sonra da yine aynı Genel Müdürlüğün kontrolü altında, Vergi Denetmenleri, Defterdarlar ve Müdürler tarafından yürütülen yerel vergi denetimidir.
Belirtilen denetim yapısının, toplumsal ve ekonomik yapının gereği olarak kademeli olması; vergi yükümlülerinin profiline, akla, bilime ve Ülkemiz gerçeklerine uygundur. Denetim alanındaki yükümlülerin bazı kriterlere göre sınıflandırılması ve denetimin de bu sınıflara göre kademelendirilmesi, zorunlu bir yaklaşımdır. Hatta Ülkemizdeki mevcut kademelendirme uygulamasını “çok başlılık” olarak görmek bir yana, yetersiz bulan ve daha ayrıntılı kademelendirmeler gitmeyi öneren meslek mensupları ve akademisyenler de bulunmaktadır. Mevcut örgütlenme modeline atfedilebilecek tek eksiklik, tüm denetim birimlerinin ve vergi denetim kademelerinin birleştirilmemiş olması değil, denetim birimleri arasında mesleki kriterlere dayalı olarak yükselme olanağının bulunmamasıdır. Bu eksiklik Gelir İdaresi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasa tasarısında belli ölçülerde giderilmekte ve belirlenen koşulları taşıyan Vergi Denetmenleri’nin Gelirler Kontrolörü olabilmesine olanak sağlanarak, aynı Genel Müdürlük içerisinde örgütlenmiş denetim birimleri arasında geçiş sağlanmaktadır.
Bilindiği gibi, Maliye Bakanlığı vergi denetim birimlerinde mesleğe başlama sınavla olup, bu sınavlar her denetim birimi bakımından başvuru koşullarını taşıyan herkese açıktır. Herhangi bir kişi Bakanlık Denetim Birimleri’nin (Hesap Uzmanları Kurulu ve Maliye Teftiş Kurulu) açmış olduğu giriş sınavlarına girebildiği gibi, Gelirler Genel Müdürlüğü’nün açtığı Gelirler Kontrolörlüğü veya Vergi Denetmenliği sınavına da girebilmektedir. Hatta Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan denetim elemanlarının, sınava başvuru koşullarını taşımaları halinde Bakanlık Denetim Kurulları’nın açmış olduğu giriş sınavlarına katılması da olanaklı bulunmaktadır. Örneğin, Gelirler Genel Müdürlüğü’nün denetim birimlerinde görev yaparken, Hesap Uzmanları Kurulu’nun açmış olduğu giriş sınavını geçen onlarca kişi Hesap Uzmanları Kurulu’na katılmış ve Hesap Uzmanı olmuştur.
Vergi denetiminin yapısı ile denetim birimlerinin istihdam politikası ve uygulamaları bu şekilde iken, hadlerini aşarak “kast veya oligarşik sistem”den bahisle “tek çatı” talebini dile getirenler, esasında belli nitelikleri taşımadıkları ya da sınavını aşamadıkları için ulaşamadıkları mesleki kademelere, kargaşadan yararlanarak ulaşmak istemekte; bunu elde edemeyeceklerini anladıkları durumda ise, hedefe koydukları mesleklerin ve mensuplarının kendi seviyelerine inmesi için çaba sarf etmektedirler.
Bu talep ve çabalar belli slogan ve söylemlerle gizlenmeye çalışılsa da “kişiseldir”; “tedirginlik” ve “değersizlik” duygularının ifadesidir. Genel bir yaklaşımla, kökeninde yetersizlik ve kendine güvenmeme anlayışı yatan ve korku biçimine dönüşen tedirginlikleriyle yaşayan kişi ve gruplar, kendilerine dahi itiraf edemedikleri bu durumu sürekli olarak gizlemeye çalışırlar. Zira, gerçek kimlikleri, “yetenekleri” ve alışkanlıkları bilindiğinde hiç bir şekilde kabul görmeyeceklerini düşünürler. Gelir İdaresi’nin yeniden yapılanması sürecinde de belli çevreler, bu psiko-sosyal çerçeveye uygun düşen bir davranış kalıbını benimsemiş görünmektedirler. Buna göre, anılan kişi ve gruplar öncelikle kendilerinde bulunmayan (Kurul gibi) unvan ve sıfatları kullanarak, o unvan ve sıfatlara sahip mesleklerle birikim, kültür ve yetki yönünden “eşit” oldukları şeklinde bir görüntü yaratmaya çalışmakta; bu çabada inandırıcı olamadıklarında ise, her bakımdan kendilerinden üstün olduklarını kabul ettikleri ve taklit etmeye çalıştıkları mesleklere ve mensuplarına saldırı düzenleyerek o meslekleri yıpratmayı denemektedirler.
Burada dikkat çeken nokta ise, her iki yolu yöntem olarak benimseyen dar grupların oynadıkları “eşitlik” rolüne kendilerini fazlaca kaptırmış olmaları sebebiyle, oynamakta oldukları rol ile kendi gerçek kimliklerini ayırt edemez duruma gelmeleri ve bunun sonucunda da kendilerine yabancılaşmalarıdır. Bu yabancılaşmadır ki, “Gelir İdaresinin Yeniden Yapılanması” projesini bu çevreler için “terfi mücadelesi” şekline dönüştürmüştür.
Kurulduğu günden bu yana geçen 60 yıllık süreçte, Maliye Bakanlığı bürokrasisinin Türk Devlet yapısı içinde haklı bir saygınlığa kavuşmasına büyük katkıları olan Hesap Uzmanları Kurulu mensupları, yasaların verdiği yetkileri etkin ve hukuka uygun kullanmak suretiyle üst düzey denetim elemanı olma sorumluluklarını yerine getirdikleri gibi, gerek Maliye Bakanlığı’nın gerekse diğer Bakanlıkların pek çok biriminde görev alarak, bu birimlere her türlü desteği vermişler; disiplinli çalışma anlayışlarını, bilgi ve birikimlerini buralara aktarıp paylaşmışlardır. Buna karşılık, bu kadar emek verilen söz konusu birimlerin başında yer alan ve Hesap Uzmanları Kurulu mensuplarına düşündüklerinden ve kavrayabildiklerinden çok daha fazlasını borçlu olan Gelirler İdaresi bünyesinde yapılanan bu grupların nitel sorunlarının bugüne dek çözülememiş olması elbette üzüntü vericidir. Ancak, açıktır ki; belirtilen sorunların çözümü, ilgi alanına giren konularda topluma önderlik etme kaygısı bulunan Hesap Uzmanları Kurulu ve mensuplarının örnek alınmamasında ısrar etmekten ve hatta hadlerini aşan yersiz ifadeleri Kurul’a ve mensuplarına yöneltmekten geçmemektedir.
Her değişim, otorite kimliğinin ve yönetim modelinin de sorgulanmasına sebep olmakla birlikte, Gelir İdaresi içerisindeki bazı grupların, yıllarca yönetimi altında çalıştıkları ve model aldıkları Bakanlık Denetim Kurullarını önce engelleyici kurumlar olarak algılamaları ve sonra da bu Kurullar ile “tek çatı altında” birleşmeyi talep etmeleri, kendi içinde çelişki yaratan ilginç bir tutumdur. Esasında, otorite ve yönetim modellerinin sorgulanması bile mesleki ve kurumsal kişiliğin oluşması ve gelişmesiyle doğrudan ilgilidir. Mesleki ve kurumsal kişiliğin gelişmediği ya da önemsenmediği ortamlarda, yönetim modelini tartışacak saygın bir birikim ve seviye beklemek olanağı da bulunmayacaktır. Yaşanan gelişmeler bu belirlemenin doğru olduğunu ortaya koymaktadır. Zira, bu grupların “tek çatı ve terfi talepleri” ihmal edilse dahi, yıllarca model alınan otoriteye karşı sadece ve sadece haksız, yersiz ve saldırgan bir tavır takınılmakta; bunu yaparken de kendi mesleki birikim ve kültürlerinden gelen bir otoriteye değil, ayrı birer güç merkezi olarak gördükleri belli kişi ve kurumların söylemleri tekrar edilerek, daha güçlü olduğuna inanılan “otoritelere” sığınılmaktadır. Bu durum ise “kimlik bunalımı”nın daha da derinleşmesini getirmekten başka bir şeye yaramamaktadır.
Çağdaş meslekler var oluşunun bilincinde olan, yarattığı değer ve kültürlerle yaşayan, kendi dinamikleriyle davranan ve kendiyle yüzleşmekten korkmayan mesleklerdir. Bu çerçevede, Gelir İdaresi’nin yeniden yapılanmasının yani değişimin, değişimi bireysel ve mesleki çıkarları yakalama şansı olarak gören dar gruplara da sağladığı önemli bir fırsat bulunmaktadır:
Kendi gerçeklerini görmezden gelmek, her türlü olay ve gelişmeden bireysel çıkarlar beklemek, değişimi fırsatlar silsilesi olarak görüp platonik “üstünlük” hevesleri içinde kimlik bunalımını derinleştirerek sürdürmek yerine; çok kolay olmasa da beğenmediği “kendisi” ile hesaplaşmak ve “kendisini” değiştirmek fırsatı.
Haberi Gönderen: Aziz Demirci
Hesap Uzmanları Derneği Başkanı

Tarih: 10:01, 12/5/2008
Yorum (0) | Bağlantı

Dün gelirler kontrolörü

ASIL DEĞİŞMESİ GEREKENLER...................
Bilindiği gibi Gelir İdaresinin Yeniden Yapılandırılması konusu maliye camiasını olduğu kadar tüm ülkeyi de yakından ilgilendirmektedir. Gelirler Kontrolörleri de sonuçları itibariyle hedeflenen amacı gerçekleştirmekte yetersiz kalacağını düşündüğü bu tasarı ile ilgili hassasiyetlerini ifade eden görüşlerini en son 08.03.2005 tarihinde bir kez de medya ile paylaşmıştır. Ancak, bu görüşlerimize tek olumsuz tepki, aynı tarih itibariyle sitenizde de yayınlanan Hesap Uzmanları Derneği tarafından camiamızı doğrudan hedef alan yazı olmuştur. Denetim birimlerinin haiz olması gereken etik değerlerle bağdaşmayan bir üslupla kaleme alınmış olan bu yazıya istemeden de olsa bir cevap verme zorunluluğu doğmuştur.
1-Gelir İdaresinin Yeniden Yapılandırılması Tasarısı eğer, bütün çabasını değişimi “fırsata” çevirme gayreti içindeki dar grupların çıkardığı karmaşayla yön değiştirmiş ve sonuç olarak bu grupların nasıl terfi edebileceklerinin tartışıldığı bir düzeye indirilmiş ise; bilinmelidir ki bu eylemlerin muhatabı Gelirler Kontrolörleri değil, kapalı kapılar ardında menfaat arayan başka bir dar grup’tur.
2- ...... bazı değerlerin arkasına saklanarak ......tek çatı yaklaşımıyla ulaşmak istedikleri sonucu işaret ederek Hesap Uzmanları Kurulu ile “birleşmek” şeklinde bir niyetin var olduğu düşünülüyor ise bilinmelidir ki:
Hesap Uzmanları ile birleşilmesi, Gelirler Kontrolörleri’nin ne özlük haklarında ne görevlerinde ne de yaptıkları incelemelerde herhangi bir değişikliğe neden olmayacaktır. Bilinmelidir ki, peşinde koşulan bir birleşme ideali bulunmamaktadır. Kaldı ki Gelirler Kontrolörleri’nin sahip bulunduğu teftiş ve soruşturma yetkisi; ancak, bu yetkilere sahip olmayan dar bir grubu rahatsız ediyor olabilir.
3-Tek çatı talebini dile getirenlerin esasında belli nitelikleri taşımadıkları ya da sınavını aşamadıkları için ulaşamadıkları mesleki kademelere, kargaşadan yararlanarak ulaşmak istedikleri düşünülüyor ise; bilinmelidir ki:
Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olan ve diğer koşulları da taşıyan kişiler açılmış olan kontrolörlük, uzmanlık, müfettişlik, murakıplık gibi birçok kariyer mesleklerinin sınavlarına başvurmakta ve pek azı birden fazla sınavı kazanarak bir tercih yapma durumunu yakalayabilmektedir. Bu nedenle, Gelirler Kontrolörlüğü sınavına girmiş; ancak, başarılı olamadığı için Hesap Uzmanı olma durumunda kalmış denetim elemanlarının bulunduğu unutulmamalı ve sarf edilen yukarıdaki sözlerin önce kendi meslektaşlarına, sonra da tüm denetim camiasına hakaret niteliği taşıdığına dikkat edilmelidir.
4-Gelir İdaresinin Yeniden Yapılanmasının bir terfi mücadelesine dönüştüğü düşünülüyor ise; bilinmelidir ki:
Gelirler Kontrolörleri hak etmedikleri mevkilerin peşinde olmayan ve “fırsat bu fırsattır ne kurtarsak kardır” güdüsüyle hareket etmeyen; zaten sahip oldukları, ancak nefret dürtüsüyle hareket eden dar gruplar tarafından ellerinden alınmaya çalışılan mevcut haklarını kaybetmemenin mücadelesini vermektedirler. Şu anda Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde Gelirler Kontrolörlerince yürütülen merkezi denetimin, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde de aynen ve doğrudan yürütülmesinin istenmesinden daha doğal ne olabilir?
5-Kendisini güç merkezi , otorite olarak gören ve ne yazık ki “kurul” sıfatına sığınmak zorunda kalanlara sözümüz odur ki;
Gelirler Kontrolörleri, varoluşunun bilincinde olan, yarattığı değer ve kültürle yaşayan, kendi dinamikleriyle davranan ve kendi ile yüzleşmekten korkmayan bir camiadır.
Asıl değişmesi gerekenler ise; mevcut gerçekleri görmezden gelen, gelişmelerden kurul çıkarları bekleyen, ne yazık ki platonik üstünlük takıntısını aşamamış ; kendisi ve çevresi ile hesaplaşmaya korkan ve kolay yolu seçen zihniyettir. Yani yıllardır bu kafayla hiçbir şey elde edemeyen işte bu zihniyet.
Gelirler Kontrolörleri Derneği

Tarih: 09:57, 12/5/2008
Yorum (0) | Bağlantı

maliye denetcisi

Maliye denetimi değişiyor POLİTİKA

Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı ve Gelir Kontrolörü unvanları ''Maliye Denetçisi'' şeklinde değiştiriliyor. Maliye Teftiş Kurulu ile Hesap Uzmanları Kurulu da ''Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına'' devrediliyor.

Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile
Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı, TBMM Başkanlığına
sunuldu.
Tasarıyla, vergi denetmenleri; en az dört yıllık lisans eğitimi veren
hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler
fakültelerinden mezun olanlar arasından yapılacak özel yarışma sınavı
sonucuna göre mesleğe vergi denetmen yardımcısı olarak alınacak ve en az
üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak kaydıyla yeterlik sınavına girmeye
hak kazanacak. Yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar vergi
denetmenliğine, başarılı olamayanlar ise derecelerine uygun memur
kadrosuna atanacak. Vergi denetmenleri yer değiştirme suretiyle atamaya
tabi olup, vergi dairesi başkanlığı bünyesinde çalıştırılacak.
Vergi dairesi başkanlıklarının taraf olduğu davaların ilgili mercilerde
takip ve savunmasını yapmak üzere, vergi dairesi başkanlıkları emrinde
yeterli sayıda Hazine avukatı görevlendirilecek. Vergi dairesi başkanı,
kendisine verilen yetkiyi, Hazine avukatlarına veya ilgili müdürlere
devredebilecek. Vergi dairesi başkanlıkları emrinde çalıştırılacak
Hazine avukatlarının çalışma usul ve esasları, Başkanlık ile Maliye
Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü tarafından
müştereken belirlenecek.
Başkanlığın bilişim hizmetlerini yürütmek ve 50 kişiyi geçmemek üzere
sözleşmeli olarak uzman personel çalıştırılabilecek. Bu şekilde
çalıştırılacak olanlardan Başkanca belirlenecek en fazla 5 kişiye
ödenecek ücret, Devlet Memurları Kanunu 4B'ye göre istihdam edilenlerin
sözleşme ücreti tabanının beş katını, diğer beş kişiye dört katını, geri
kalanlara ise üç katını geçemeyecek ve bunlara bunun dışında herhangi
bir ödeme yapılmayacak. Bu personele ödenecek ücret ile sözleşme usul ve
esasları Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü
alınarak Başkanlıkça belirlenecek.

VERGİ DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI

Halen merkez denetim elemanlarının görev yaptığı birimler olan Maliye
Bakanlığı bünyesindeki Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu
ile Gelir İdaresi Başkanlığındaki Gelirler Kontrolörleri Daire
Başkanlığı kaldırılarak, bunların yerine Maliye Bakanlığı teşkilat
yapısında doğrudan Bakana bağlı ''Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı''
birimi oluşturulacak. Söz konusu vergi denetim elemanları, bu birime
bağlanmak suretiyle ''Maliye Denetçisi'' unvanı altında birleştirilecek.
Kurulun görev ve yetkileri ile maliye denetçiliğine atanacaklarda
aranacak nitelikler ve bunların mesleğe giriş ve meslekte yükselmelerine
ilişkin hususlar da yeniden düzenleniyor.
Kurul; bir Başkan ile Maliye Uzman Denetçisi, Maliye Denetçisi ve Maliye
Denetçi Yardımcılarından oluşacak. Kurul Başkanı, maliye uzman denetçisi
sıfat ve yetkilerini haiz olup, maliye denetçilerinin Bakan adına
idaresi ve çalışmalarının düzenlenmesi görevini yerine getirecek.
Başkan, atama tarihi itibarıyla devlet memuriyetinde bulunan, kamudaki
hizmet süresi toplamı 12 yılı aşan ve bu sürenin en az 8 yılında maliye
denetçisi, maliye müfettişi, hesap uzmanı veya gelirler kontrolörü
unvanıyla görev yapmış olanlar arasından atanacak.

DENETİM KOORDİNASYON KURULU

Uygulanan ekonomik programın temel strateji ve hedeflerini göz önünde
bulundurmak suretiyle vergi inceleme ve denetimine ilişkin politikaları,
ilke ve standartlar ile stratejileri belirlemek; merkezi ve mahalli
denetim hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için
birimler arasında gerekli koordinasyonu sağlamak üzere ''Denetim
Koordinasyon Kurulu'' oluşturulacak.

MALİYE DENETÇİLERİ

Maliye denetçileri; belirtilen şartları taşıyanlar ve yapılacak özel
yarışma sınavını kazananlar arasından Bakan onayı ile mesleğe maliye
denetçi yardımcısı olarak alınacak. Görevlerinin gerektirdiği eğitime
tabi tutulan maliye denetçi yardımcılarından Başkanlıkça yapılacak yetki
sınavında başarılı olanlara inceleme yapma yetkisi verilecek.
Maliye denetçi yardımcıları, üç yıl çalışmak ve olumlu sicil almak
kaydıyla yapılacak yeterlik sınavında başarılı olmaları ve görev
alanlarıyla ilgili hazırlayacakları uzmanlık tezinin kabul edilmesi
halinde, maliye denetçisi olarak atanacak. Bunlardan başarılı
olamayanlar ise derecelerine uygun memur kadrosuna atanacak.
Maliye denetçi yardımcılığında geçen süreler dahil maliye denetçisi
olarak 10 yıl çalışanlar, Başkanlıkça belirlenen bir konuda
hazırlayacakları etüdü oluşturulacak bir değerlendirme komisyonunca
kabul edilmiş olmak şartıyla maliye uzman denetçisi kadrolarına
atamaları yapılacak.
Diğer kanunlarda Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı, Gelirler Kontrolörü
unvanlarına yapılmış olan atıflar, ''Maliye Denetçisi'' unvanına
yapılmış sayılacak.
Tasarının kanunlaşarak yürürlüğe girdiği tarihte, Maliye Teftiş Kurulu
Başkanlığı ile Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığına ait kadrolarda
çalışan personel, her türlü mali ve özlük haklarıyla birlikte, bu
kurullarca kullanılan taşınır mallar, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve
her türlü hak ve yükümlülükler ile 2008 mali yılı bütçe ödenekleri
hiçbir işleme gerek kalmaksızın Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına
devredilecek.

KADROLARA ATAMA

Gelir İdaresi Başkanlığı gelirler kontrolörlerince kullanılan taşınır
mallar, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve her türlü hak ve yükümlülükler
hiçbir işleme gerek kalmaksızın Maliye Bakanlığına devredilmiş sayılacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Maliye
Başmüfettişleri, Başhesap Uzmanları ve Gelirler Başkontrolörleri halen
bulundukları kadro dereceleriyle ''Maliye Uzman Denetçisi'' kadrolarına,
Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları ve Gelirler Kontrolörleri halen
bulundukları kadro dereceleriyle ''Maliye Denetçisi'' kadrolarına
atanacak.
Maliye Müfettiş Yardımcıları, Hesap Uzman Yardımcıları ve Stajyer
Gelirler Kontrolörleri ise halen bulundukları kadro dereceleriyle
''Maliye Denetçi Yardımcısı'' kadrolarına atanmış sayılacak.
Gelirler Başkontrolörleri, Gelirler Kontrolörleri ve Stajyer Gelirler
Kontrolörleri üç ay süreyle mesleki uyum eğitimine tabi tutulacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı
veya Gelirler Kontrolörü unvanını kazanmış olup, kamu kurum ve
kuruluşlarında idari görevde bulunanlar, ''Maliye Denetçisi'' unvanlı
kadrolara atanabilecekler.
Tasarıyla, Maliye Bakanlığının, Maliye Müfettişi ve Hesap Uzmanlarına
ait bin 618, Gelirler Kontrolörlerine ait 900, Vergi İstihbarat
uzmanlarına ait 340 kadrosu iptal ediliyor.
Tasarı, çeşitli derecelerde bin 251 maliye denetçisi, 335 de gelir
uzmanı ve yardımcısı kadrosu ihdas edilmesini öngörüyor.

17 Nisan 2008 Perşembe

vergi denetiminde tek çatı

BAŞARI İÇİN TEK ÇATI ŞART
Çarşamba, 16 Nisan 2008

Vergi Denetmenleri Derneği Genel Başkanı Aykut GÜLEÇ, Maliye Bakanlığı bünyesindeki denetim birimlerinin birleştirilmesine yönelik yapılan çalışmalarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Genel Başkan Güleç, şunları ifade etti:

“ Vergi Denetmenleri, hâlihazırda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı 29 ilde kurulan Vergi Dairesi Başkanlıkları’nda ve belirlenen denetim alanları neticesinde, tüm Türkiye’de vergi incelemesi, ayriyeten teftiş ve soruşturma yapmaktadırlar. Toplam sayısı 2799’dur. Kamu Personeli Seçme Sınavında (KPSS) başarılı olmuş, en az 4 yıllık lisans diploması almış, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler fakülteleri ve dengi okullar mezunu olanlar arasından, tekrar yazılı ve sözlü sınava tabi tutularak seçilmektedir. 3 yıl süren yardımcılıktan sonra gireceği yeterlik sınavını verenler ve olumlu sicil alanlar Vergi Denetmeni olarak atanmaktadırlar. Vergi Denetmenleri; hesap uzmanları, maliye müfettişleri ve gelirler kontrolörleri gibi, vergi inceleme yetkisini 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 135 inci maddesinden almaktadırlar. Büyük küçük her mükellef aynı yetki ile kanunlar çerçevesinde Türkiye’nin her yerinde tarafımızca incelenmektedir. Vergi Denetmenleri, incelemelerin % 90’ını gerçekleştirmekte olup, toplam denetim gücünün % 80’ini oluşturmaktadırlar.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil ÇİÇEK’in Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından yaptığı net açıklamaya karşın; halen bazı grupların ülkemizin her yerinde en zor şartlar altında görev yapan Vergi Denetmenlerini, gerçeklerle bağdaşmayan bahanelerle ısrarla yeniden yapılandırmaya dâhil etmeme girişimleri, bizler gibi kamuoyunca da şaşkınlıkla ve ibretle izlenmektedir. Bireysel çıkar ve arzular, meslek taassubu her zaman önde tutulduğu için, bu güne kadar ülkemizde etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulamamıştır.

Sonuç olarak; denetim biriminin tek unvandan oluşması, merkez ve bölgelerden (taşra) oluşması, geçişlerin olması ve en önemlisi, mesleğe girişlerin sadece en alttan olması gerekmektedir. Zira böylece liyakat esası geçerli olacak olup, ülkemizin değişik yörelerinde tecrübe kazanmış ve halkımızı yakından tanıyan gençlerin önü açılmış olacaktır. Neticede; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, gerçek manada başarı ve emek anahtar olacaktır.”